|
Şiir
|
|
Tülin Bayraktar
|
 Bilemediler...
Bilemediler ben ne haksızlıklar gördüm,ne haksızlıklara ne yalnızlıklara gebe kaldı bu yürek de
Bilemediler...
Sesim bir çağlayan oldu
Sesiz çığlıklar attım uzunca bir süre de
Duyamadılar...
Duymamazlık da denilebilirdi belki buna...
Anlayamadılar...
Anlamsızlık da bir anlamdır...
Göremediler...
| Görüntüleme sayısı: 476 | Yazdır | E-Posta |
|
Devamı...
|
|
|
Öykü
|
|
Berkant Örkün
|
|
Saat sabahın yedisi olmasına rağmen Mehmet uyanmış ve babasını çekiştiriyordu bahçeye doğru.
- Sen bekle burada.
- Oğlum işe gitmeliyim. Bak geç kalacam.
- Tamam, biraz bekle, diyerek eve girdi. Elinde kocaman leğenle dışarı çıktı. Babası onun bu halini görür görmez gülümsemiş, “Yine mi?” demişti.
Yorgunluğu her halinden belli olan adam Mehmet’ten aldığı büyük kâğıtla gemiyi yapmaya başladı.
| Görüntüleme sayısı: 372 | Yazdır | E-Posta |
|
Devamı...
|
|
|
Masal
|
|
İdil Nalbantoğlu
|
Bi varmış
Bi yokmuş
Öyle bi varmış ki
Kimse inkar edemezmiş.
Bi kayıt memuru varmış.
İnsanların sabah uyanışlarını kaydedermiş.
Tek tek her insanın, her gün, her dönem nasıl uyandıklarını, büyük çok
büyük, bizim bilmediğimiz kadar büyük ağaç yapraklarına kaydedermiş.
| Görüntüleme sayısı: 311 | Yazdır | E-Posta |
|
Devamı...
|
|
|
Deneme
|
|
M. Kemal Şimşek
|
|
Soğuk bir mevsimin ayaz cümlelerini kuruyordum. Gelgitler yaşayan
yüreğim mantığımı satın almıştı. Uyanışlarımı arıyordum. Ve bir yerde
unuttuğum gülüşlerimi… Gecelerin kendini sabaha satışını izliyordum
bitik mumlar eşliğinde. Derken anlamlar aradığım yolun başlangıcı ilk
sabahı karşıladım avuçlarımda.
Soluk yüzlü yatağım yine
beni uykudan uyandırmıştı. Yine mahmur gözlerimle karşılaşmıştım
lavabonun üstünde saltanat kuran, bana kendimi göstermekten bıkmayan
aynada.
| Görüntüleme sayısı: 335 | Yazdır | E-Posta |
|
Devamı...
|
|
|
Deneme
|
|
Sevinç Hacıhaliloğlu
|
Bundan böyle düzgün, kuzguni yeşil
biberler görmek istemiyorum.
Kıpkırmızı domatesler de görmek istemiyorum
vaktinden önce olgunlaşan.
Ben anneannelerin, babaannelerin
hormonlusunu da görmek istemiyorum.
Onların kızdıkları zaman kaşlarını
çatmasını, hüzünlü oldukları zaman
o ifadenin yüzlerine yansımasını istiyorum.
| Görüntüleme sayısı: 359 | Yazdır | E-Posta |
|
Devamı...
|
|
|
Öykü
|
|
Melih Özuysal
|
Güllaççı
Berun Bey, sabahleyin karanlık yatak odasında gözlerini açıp,
tam yatağın içinde doğrulurken, babası, ilk ustası
görünümüne bürünüp, “Yarınki
müşteri bugünden gelmeli” diye seslendi ona, rüyasından.
Bu söz önemli olabilirdi belki de ama böyle garip bir
ikili olmaya ne gerek vardı. Üstünde durmadı, rüya
da olsa, bunu ne kadar gereksiz bulduysa, yıllar sonra kendini on
bir, on iki yaşlarındaki haliyle gördüğü için
de, o denli keyiflendi; o yaştaki halini geriye attırıp yavaşça
yorganın altına kaydırdı ve biraz da kayırarak, “Hadi az daha
uyu” dedi, o da gözlerini kapadı.
| Görüntüleme sayısı: 325 | Yazdır | E-Posta |
|
Devamı...
|
|
|
Geziyoruz
|
|
Zehra Başar
|
Yazdığım oyun geliyor aklıma.
Unutmuştum. Kayalıklarda bıraktığım insanlar, hâlâ
beni bekliyor oysa.
Ağrı’dan, 110 km. uzaklaşmışız.
Haydi, sıcak bir dağa…
Orta yaşlı kadına bir türlü
ısınamadım. Bir yabancı olmayı sürdürüyor
oyunda. Sanki onu oraya ben koymadım da, kendiliğinden gelmiş
gibi. Hemen çıkarmalı. Tehlikeli…
Muradiye şelalesine gidiyoruz.
Tendürek dağları… Volkanik kayaların, lâvların
sınırındayız. “Biraz ısı…” “Yakında bulacaksın,”
diyor dağ… Yola devam…
| Görüntüleme sayısı: 850 | Yazdır | E-Posta |
|
Devamı...
|
|
|
Tanıyoruz
|
|
Derya Cebecioğlu
|
|
(İstanbul,
1875 - 1931)
Tahsiline
dört yaşında Balat Mahalle mektebinde başlar. Bitirince Eyüp
Rüşdiye'sine geçer. Bu sırada yani daha 12 yaşındayken
annesini kaybeder. "Çocukluk yaşlarında bir anne
ölümünün edebiyat adamlarının hayatında önemli
bir olay olduğunu" vurgulayan Tanpınar haklıdır, çünkü
bu kayıp Rauf'un sonraki ilişkilerinde kendini çokça
belli edecektir. (Jung - anima - anne).
Rüşdiye
yılları ondaki tiyatro hevesinin arttığı yıllardır. Bir cuma
günü babasının elinden tutup götürdüğü
tiyatro (ki 10 yaşında imiş) artık onun için bir
vazgeçilmez olmuştur.
| Görüntüleme sayısı: 1312 | Yazdır | E-Posta |
|
Devamı...
|
|
|
Öykü
|
|
Cindi Onur
|
|
Ayna ...
„Ayna özü
itibariyle objektiftir, görüntüsünün şekli
şemali umurunda değil. Makam sahibi mi, etkileyici düzeyde
gelişkin bir düşünsel yapıya mı sahip, onu hiç
bağlamıyor. Zengin, fakir ya da ahmak olduğu keza öyle... Tek
cümleyle ifade edilecekse; ayna, katı ve sonuna kadar görevine
sadık bir yargıç olarak adlandırılmalı“
Böyle diyordu. En iyi
arkadaşı, acımasız eleştirmeni, zor günlerinde güç
veren can dostu... Bunların hepsi, zaman zaman saatlerce beraber
olduğu aynasıydı.
| Görüntüleme sayısı: 380 | Yazdır | E-Posta |
|
Devamı...
|
|
|
|
<< İlk < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Son >>
|
| Sonuç 113 - 128 Toplam 187 |