|
Geziyoruz
|
|
Zehra Başar
|
-
Öğle üzeri. Yağmur.
Makinemi yanıma alamadığım için üzgünüm.
Şeytan Kanyonundan iki saatlik bir yürüyüşle,
Şeytan Kalesi’ne varıyoruz. İki dağın arasındaki daracık,
dimdik kanyona uzanmış bir tepede tek başına dikilen,
ürkütücü
bir kale. Vahşiliğin çekiciliği.
-
Burada yaşanabilecek bir geceyi
düşünmeden edemiyorum. Kalenin ürküntüsünü
yakından duymak isterdim. Sabaha kadar burada oturarak, sessizce
sesleri dinleyerek , olağanı ve olağandışılıkları bekleyerek
geçirmek isterdim. Bende yaratacak bir değişmeyi,
aydınlanmaya neden olabilecek bir sıçramayı bekleyerek
geçirmek. Bir uyanışı. Bir düşüncenin
gelmesini.
| Görüntüleme sayısı: 853 | Yazdır | E-Posta |
|
Devamı...
|
|
|
Geziyoruz
|
|
Emine Başa
|
Khimaira/Yanartaş

Ah, Khimaira! Sevgilimin sevgilisi. Hiç sönmeyen ateş... Nasıl da yakışıyorsun geceye, dağlara ve bana...
Al işte, kibir diz boyu!
Seni görmeden önce böyle büyük değildim! Büyüklenmiyordum bu kadar. Büyülendim! Bu büyüyü Olympos’taki tanrıların yaptığını, şaşkınca ateş öbeklerine bakan biz zavallıları dağların doruklarından gülerek, alaycı bir fısıldayışla, birbirlerine bizi gösterek seyrettiklerini biliyorum.
| Görüntüleme sayısı: 325 | Yazdır | E-Posta |
|
Devamı...
|
|
|
Öykü
|
|
Ezgi Öğütcen
|
|
“...Ve
sonsuza dek mutlu yaşadılar”
“Saçmalık!”
diyerek kitabı sertçe masaya bıraktı. “Peri masallarının
mutlu sonları içimi daraltıyor. Her masala sonunun mutlu
biteceğini bilerek başlıyorsun. Bir süre sonra işler öyle
karışıyor ki, ‘Tamam, artık kimsenin mutlu olması mümkün
değil, her şey kördüğüm oldu’ deyiveriyorsun. Ama
o da ne, kitabın bitmesine en fazla iki sayfa kala tüm dertler
sabun köpüğü gibi dağılıveriyor ve kendini
hastalıklı bir mutluluğun ortasında buluyorsun. Biraz neşelenmek
için eline aldığın kitap sana umutsuzluktan başka bir şey
vermiyor”
| Görüntüleme sayısı: 900 | Yazdır | E-Posta |
|
Devamı...
|
|
|
Öykü
|
|
A. Kadir Konuk
|
|
“Siz bu pis adamı tanımıyorsunuz.
Milletvekili olacağım diyorsa olur o. Girmeyin iddiaya, yapar
diyorum, yapar bu adam. Onu sadece bana soracaksınız. Neler etmedi
o bizlere. Siz seçersiniz seçmezsiniz o başka hikaye.
Ama bu adam yaparım diyorsa yapar, vesselam!
İlk okulda da öyleydi zaten.
Bahçeye sıçarım diyor hemen sıçıyordu. Kaç
defa kıçına biber sürdü öğretmenler bana
mısın demedi. Tarih öğretmeni de bunun kıçını
Osmanlı usulü kamçılattırdı, ııh! Ben istersem
müdürün kapısının önüne de sıçarım
dedi de kimse iddiaya giremedi.
| Görüntüleme sayısı: 1313 | Yazdır | E-Posta |
|
Devamı...
|
|
|
Şiir
|
|
Sevinç Hacıhaliloğlu
|
|
Anılar size çok borcum var
Terketmeyin beni
Yatağımda yorganımda
Yaşanılan dört mevsimde
Yürüdüğüm yollarda
Size borcum var anılar
Martının kanadında
Yazdığım her satırda
Yerde, gökte, denizde
| Görüntüleme sayısı: 304 | Yazdır | E-Posta |
|
Devamı...
|
|
|
Öykü
|
|
Derya Cebecioğlu
|
|
- İlahi Kader. Delisin valla.
Hem de zır delisin.
Deliydi vallahi. Ama, o
bildiğiniz delilerden değil. Kimbilir hangi aysız geceden çalınmış
esmer teninde, teninden de esmer gözleri hiç görmediği
denizlerden yakamozlar aşırmış gibiydi. Gözleri değil
saçlarıydı maviye çalan. Uzundu önceleri ama
kısalttı bir sabah, hergün örmek zor geldiğinden. Uykulu
sabahlarda iki lokma yufka çiğnemek bile zul gelir çünkü
Kader kıza. Şimdi ensesinden bir at kuyruğu yapıp, üstüne
de entarisini geçirdimiydi, hazır işe gitmeye
| Görüntüleme sayısı: 365 | Yazdır | E-Posta |
|
Devamı...
|
|
|
Şiir
|
|
Mehmet Söğüt
|
|
Ikicift laf
I
Eprimiş bedenimle
geliyorum kıyısına kuyuların
Sularında tinime
nergisler taşıyarak
Ve her gün ellerimi
kanatarak
Buğulu rızıklar
taşıyorum
Ey yabancısı olduğum
inim
Ellerim batık gemi ağıdı
Gözlerimin
Derinliğinde ölen
canlarım
| Görüntüleme sayısı: 274 | Yazdır | E-Posta |
|
Devamı...
|
|
|
Öykü
|
|
Berkant Örkün
|
|
Bir ilkbahar yağmuruydun. Coşkuyla
yağıyordun içime. Sel olmuştu sevgin, akıp gitmişti
yüreğimin en derinine. Umutlar yeşermişti toprağımdan.
Yaz sıcağı gibi
ısıtıvermiştin içimi. Yok olup gitmişti keder. Ve
kelimeler sevince boğulmuştu. Göğe dikmişti başını umut.
Sevginle sulanan yüreğimde bir fide olmuştu.
Çok sürmedi.
Sonbahar rüzgârı gibi ansızın geldi ayrılık.
Dallardaki yapraklar gibi usulca bırakıp gittin. Sararıp kalmıştı
yollar. Gencecik umut fideleri bükmüşlerdi boyunlarını.
Artık kış bulutlarının
arasından parıldıyordun yüzüme. Isıtmıyordun,
üşütüyordun
| Görüntüleme sayısı: 305 | Yazdır | E-Posta |
|
Devamı...
|
|
|
Deneme
|
|
Ali Can Yardım
|
|
Sevgili Anneciğim,
Havaların ısınmasıyla kuş sesleri ve doğanın uysallaşan yüzünü görmeye
başladık Kars’ta. Denetlemeleri atlattık derken yenisinin hazırlıkları
başladı. Eylül ayında gerçekleşecek olan Kara Kuvvetleri
Denetlemelerine şimdiden hazırlanmamız gerekiyor. Lakin en önemli
denetleme bu olacak. Ve biz gene uzuuun zamanlar çarşıyı unutuyoruz.
Fırsat buldukça kitaplara gömüyorum kafamı. Ayvalık’ta yaşayan
Bulgaristan göçmeni olan arkadaşım Sinan’la birlikte yemeklerden önce
ve sonra yaptığımz yürüyüşlerde ya da akşam yatmadan önce okuduğumuz
kitaplar hakkında, eskiden izlediğimiz filmler hakkında konuşuyoruz.
Kendisini Küçük Prens’e benzetiyorum. Ne kadar Türkiye’de doğup büyüse
de bu kışlaya uçağının bozulması sonucu düşmüş gibi duruyor.
| Görüntüleme sayısı: 336 | Yazdır | E-Posta |
|
Devamı...
|
|
|
|
<< İlk < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Son >>
|
| Sonuç 129 - 144 Toplam 187 |