|
Dinliyoruz
|
|
İdil Nalbantoğlu
|
Odanın içine sanki yağmur damlaları düşüyor. Tıpır tıpır. Şirin Pancaroğlu'nun, Hasret Bağı adlı cd' sini dinliyorum.. Bu cd bir seçki. Frideric Handel, Debussy gibi birçok önemli bestecinin eserlerini, arpıyla seslendirmiş Şirin Pancaroğlu.
Arpın sesi huzrun sesi olmalı. "Hasret Bağı"nı ne zaman dinlesem vardığım yer dinginlik oluyor.
Hürriyet gazetesinde bu cd için şöyle denilmiş. " Hasret Bağı, Scarlatti'den Piazzolla'ya kadar uzanan huzur dolu bir gezinti."
| Görüntüleme sayısı: 441 | Yazdır | E-Posta |
|
Devamı...
|
|
|
Öykü
|
|
A. Kadir Konuk
|
|
Yapmak istemiyordum, ama
yapıyordum işte. Onları bir duvar deliğine sokmak terbiyesizlikti
elbette. Ama bir yere saklamazsam bu gürültünün
patırtının içinde bütünüyle yitip
gidebilirlerdi. Saklarsam yerlerini bilir, günü geldiğinde,
benimle yeniden konuşmak istediklerinde ya da beni duyamayacaklarını
bilsem de zaman zaman söyleşmek için çıkarabilirdim
onları oradan. Onları anıların sisleri içinde tümden
yitirmemek için yapmalıydım bunu.
| Görüntüleme sayısı: 1182 | Yazdır | E-Posta |
|
Devamı...
|
|
|
Masal
|
|
Sevinç Hacıhaliloğlu
|
|
Bir varmış, bir yokmuş diye başlardı
çocukluğumda masallar.
Şimdi çocukların masallarını neler süslüyor,
nasıl başlıyor bilemiyorum.
Üç yanlış bir doğruyu götürüyor
diye başlıyor herhalde.
| Görüntüleme sayısı: 279 | Yazdır | E-Posta |
|
Devamı...
|
|
|
Deneme
|
|
Jülide Karaarslan Çilingiroğlu
|
1961 yılının ocak ayında dünyaya gelmiş. Tek çocuklu bir ailenin ikinci çocuğu olarak. Herkes gözünün içine bakıyormuş o büyürken çünkü aile ondan önceki oğullarını daha altı aylıkken kaybetmiş. Kendisinden dört yaş büyük ablası bile hemen abla olu vermiş o doğduğunda çünkü kim bilir beklide onunda o küçücük yüreğinde ne fırtınalar kopuyormuş. Ya bu kardeşini de alıp götürürse melekler diye?
| Görüntüleme sayısı: 322 | Yazdır | E-Posta |
|
Devamı...
|
|
|
Öykü
|
|
E.
|
|
İçeri girdiğim andan itibaren dısarı çıkacağım anı beklemeye başlıyorum. Hava hala yeterince ısınmadığı halde bugün biraz ılık ve güneşli. Öğleni dört gözle bekliyorum. Kendimi buradan soyutlamak, başka dünyalara uzanmak istiyorum. Nedense, sabahları ille de kendimi hep bir kafede hayal ediyorum. Bazen şehirde bir yerlerde bazen deniz kenarında ama illaki de bir kafede. Okuyorum, yazıyorum, bakıyorum, dinliyorum bu hayallerde. Mutluyum. Hep hafif bir rüzgar var.
Bu sabah da aynı. Erken geldim biraz. Buluşma saatine vakit var biraz daha. Hava güneşli, ılık. Vücudum , güneşin altında gevsemiş, rahatlamış durumda. Huzurluyum.
| Görüntüleme sayısı: 298 | Yazdır | E-Posta |
|
Devamı...
|
|
|
Öykü
|
|
Melih Özuysal
|
|
Yazın en sıcak günlerinden biri. Öğle saatleri. Bir kadın, bir adam ve dört beş yaşlarında bir erkek çocuk manava doğru yaklaşıyorlar. Ortalık oldukça tenha, çünkü hava çok sıcak.
Çocuk önde, kadın arkada kaldırımda yürüyorlar, adam kadınla yan yana ama kaldırımdan aşağıda yürüyor.
Kadın, çocuğuna arkasından bakarken altın dişleriyle sessizce gülüyor. “Çocukla bağlantılı bir başarısı olmalı ya da bir başarı peşinde.” diye, düşünüyorum. Sanki onunla övünüyor.
| Görüntüleme sayısı: 1344 | Yazdır | E-Posta |
|
Devamı...
|
|
|
Şiir
|
|
Sabahittin Kurtoğlu
|
bugün keyfim yerinde
alaca kuşlar yok baykuşlar ötmüyor
komşunun iti artık bana havlamıyor
bir of çekiyorum kimseyede aldırmıyorum
bugün keyfim yerinde
| Görüntüleme sayısı: 317 | Yazdır | E-Posta |
|
Devamı...
|
|
|
Okuyoruz
|
|
Derya Cebecioğlu
|
|
Bazen sözü yitirir insan. Sessizliğe kalır. Soru işaretlerini yitirir, ünlemlere kalır. Bazen peşinden gider bir çığlığın, bazen o küçücük adalarda ıssızlığa kalır. Bazen aklı da yitirir, vicdana kalır.
“Zarok kuştin!” çığlığı ile düştü adam Doğu’nun yollarına, sözün yollarına. Ama “kendinden usanmış, boğazına kadar doymuş ama mutlulukta sınıfta kalmış, huzuru mistisizmde, çöllerde, dağ başlarında, Budist mabetlerinde, Hindu tapınaklarında arayan Batı’nın istediği Doğu’yu değil.
| Görüntüleme sayısı: 383 | Yazdır | E-Posta |
|
Devamı...
|
|
|
Tanıyoruz
|
|
İkiçiftlaf
|
|
Kısaca hayatınızın Türkiye’deki
bölümünden söz eder misiniz? Nerde doğdunuz,
nerelerde bulundunuz, eğitiminiz,…
- Yaşamımın 39 yıllık bölümü
Türkiye’de geçti. Hem ben ne yaşadım ki uzun olsun?
En iyisi önce bir fıkra
anlatayım.
Kadının biri oğullarına “Beni
neden evermiyorsunuz” diye çıkışmış.
“Yine mi ana” demiş çocuklar.
“Ne yine mi? Ali, Veli, üç
de ondan evveli, Recep, Şaban, Ramazan, aha bir de rehmetlik baban,
ne gördü bu garip anan?”
| Görüntüleme sayısı: 1082 | Yazdır | E-Posta |
|
Devamı...
|
|
|
|
<< İlk < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Son >>
|
| Sonuç 145 - 160 Toplam 187 |