www.ikiciftlaf.net
Ratatouille(Ratatuy)
İzliyoruz
Derya Cebecioğlu   

ratatuy.jpgRatatuy bir yemek ismi imiş. Film de, gurme bir farenin şef aşçı olmaya kadar giden hikayesi. Ama hayır. Düşündüğünüz gibi, size bir tutam safranın pilavınızda mucizevi değişiklikler yaratacağından, bir sap biberiyenin çorbanıza katacağı lezzet zenginliğinden bahsetmeyeceğim. Size bu sevimli animasyonun bambaşka bir katmanından söz edeceğim. Yemek'ten değil cesaret'ten bahsedeceğim. Kendine güvenip bir yenilik yapmaktan. "Bu dünyaya birşeyler katmak"tan. Şef Gusto'nun "Herkes yemek yapabilir" düsturunun aklınıza gelen herşey için geçerli olduğuna inanmanızı istiyorum.

| Görüntüleme sayısı: 449 | Yazdır | E-Posta

Devamı...
 
Levent Safalı İle Felsefe Üzerine İki Çift Laf
Tanıyoruz
Gülçin Erim   

1.Bize biraz kendinizden bahseder misiniz?

 

 Kendimi anlatmada işe yarayacağını düşündüğüm 3 tane anahtar kelimem var. Onları sıralayarak başlayayım: "makul","merak" ve "mizah". 

Öncelikle "makul" bir insanım ben :) yani rasyonel manasında söylüyorum bunu. Akılcılık, ya da rasyonellik dendiğinde aklınıza hemen "sıkıcı" bir portmanto (Ben portmantoları nedense çok ciddi ve otoriter bulurum. Her şeyi koyacak çekmeceleri, askıları, gözleri vardır. Sanki sana sürekli "şuraya koy" "buraya getir" diye emir verirler) ciddiyeti gelmesin. | Görüntüleme sayısı: 502 | Yazdır | E-Posta

Devamı...
 
Gidememek
Geziyoruz
İdil Nalbantoğlu   

gidememek.jpgBi varmış bi yokmuş.

Uzaktan gelen bi ses varmış.

Çok uzaklardan ve incecik.

Çağırıyormuş.

Fakat insanlar yorgunmuş ve gidemiyorlarmış.

Ses ise usanmadan çağırıyormuş.

İnsanlar hep birgün dinleneceklerini, sesin çağırdığı yere gideceklerini sanıyorlar ama bir türlü dinlenemiyor ve gidemiyorlarmış.

| Görüntüleme sayısı: 448 | Yazdır | E-Posta

Devamı...
 
İçimizdeki Şeytan
Okuyoruz
Derya Cebecioğlu   
icimizdekiseytan.jpgNasıl da kolay sıyırıveririz kendimizi her şeyden. Hayatta en sakınıp sakladığımız, pamuklara sarıp sarmaladığımız şey “ben”imizdir hep. “O” olayın başımıza gelmesi “kader”dir mesela. Tam da “orada” olmak “tesadüf”tür. “O”nunla karşılaşmak “şans”tır. Kazaları bile “trafik canavarı” yapar. Bizim kural tanımayan, kötü ve kaba bir şöför olmamızın neredeyse konuyla hiç ilgisi yoktur. Oluşturamadığımız koşullar “kısmet” değildir. Söylediklerimiz hiçbir zaman söylemek istediklerimiz olmaz: Ağzımızdan kaçar. İlle de gizli bir güç iter bizi “o”na veya “ora”ya.

Haklısınız tabii. Hayat zordur. Sorumluluğu üstümüze almak, paylaşmak ağırdır. Kaçmaksa kolay. Hele de elimizin altında her şeyi üstüne atabileceğimiz, ismiyle müsemma bir varlığımız varken, ne gerek vardır kahramanlık yapmaya. Şeytan. Ah zavallı şeytan. Az mı kahrımızı çekti? O şeytanı içimize kim koydu, nasıl gelişip serpildi bilmeyiz. Bildiğimiz tek şey içimizde bir şeytan olduğudur. Ve her şeyin müsebbibi O’dur.

| Görüntüleme sayısı: 412 | Yazdır | E-Posta

Devamı...
 
Hayırlısı
Öykü
Derya Cebecioğlu   

hayirlisi.jpg- Ne kusur ettik ki beyim? - diyebildi sadece. Kusur gerekirmiş gibi.

- Kusur musur yok. Fazlamız var sade. Dün oydu, bugün sen, yarın öbürü. Kusura kalma Veli Emmi. İş bu. İnsan ayırmaz. Yoksa... Seni severim bilirsin. Mecburiyet bizimki de.

Başını eğdi Veli Emmi. Şimdiye dek nasıl karşıladıysa hayatın onun payına önüne attıklarını, öyle yine. Çıktı. “Muhasebeye git” demediydi, di mi? Yok. Demediydi. Aybaşı zaten. Ne hesabı olacaktı ki görülecek. Aşağı indi alışkanlıktan. Yoksa veda meda yoktu aklında. Ama görünce arkadaşlarını, pırpırlandı gene de duygular. Üzülme’leri, bulunur’ları, hayırlısı’ları ardında bırakıp çıktı geniş kapıdan. Bahçenin yolu bi bitmez göründü ki gözüne. Sokaklar garip, ev uzak, hayat hepten yabancı. Bu gündüz vakti n’apar insan?

| Görüntüleme sayısı: 324 | Yazdır | E-Posta

Devamı...
 
Selvi Boylum Al Yazmalım
İzliyoruz
Derya Cebecioğlu   

3137-selviboylum-bb.jpgBiz de o kocaman aşkı hissettik önce. Birbirlerine rastlaşıp, buluşunca gözleri, 'tamam' dedik içimizden. 'Film belli oldu'.

Nasıl şirindi o kamyon şöförü oğlan! Ve ne içtendi o köylü kız anası ile konuşurken. Gözlerini okuduk biz onların. Dağlara haykırmalarına gerek yoktu, biz duymuştuk. 'Aşk'tı onlarınki...

Ama, 'avanak'tı İstanbullu. Kamyonunu tanıdığı kadar bile tanımıyordu kendini. Aldığı sorumluluğu bilmiyordu. O sarı kızdan nefret ettik kafamızın içindeki öğretilere boyun eğip. Ama o sarı kız da aşık bir kadındı, gördük sonra.

| Görüntüleme sayısı: 444 | Yazdır | E-Posta

Devamı...
 
Yine Çakıllar
Şiir
İdil Nalbantoğlu   

cakillar.jpg

 

Kırılmayan yumurtalara

benzetirdi çakılları

Sahillerde dururdu

Tan vaktinin kızılında

Çabucak geçti o zamanlar

Mutlu bir çocuktu

Büyüdü...

| Görüntüleme sayısı: 901 | Yazdır | E-Posta

Devamı...
 
Bengi Bağlama Üçlüsü
Dinliyoruz
İdil Nalbantoğlu   

bengi.jpg-Güneş Bahçesinden Ezgiler-

Bağlamanın neşesi. Çın çın. Kalkıp seke seke, kolları aça aça oynamamak zor. Kalkıp oynayamıyorsan oturduğun yerden ayağınla tempo tutup katılıyorsun bağlamaya.

Sonra neşesi azalıyor bağlamanın. Üzgün titriyor teller. Tam olarak hatırlayamadığın bir şeylerin hüznü geçiyor içinden ama umutlusun. Çünkü tellerin titreyişleri biraz sonra yine neşeleneceğini sezdiriyor. Bir yandan hüzünlenirken bir yandan da biraz sonraki neşeye hazırlanıyorsun.

| Görüntüleme sayısı: 414 | Yazdır | E-Posta

Devamı...
 
Besteci
Dinliyoruz
Gülçin Erim   

chopinqx6.jpgFrederic Chopin (1811-1866) - Sherzo op.31 dinlerken

Piyanonun tuşlarından çıkan ses, hafif bir ateş topu gibi süzülüp, odayı, koridoru aşıp yanıma kadar geliyor. Ilık bir meltem esintisiyle beraber bestecinin gittiği yerlere gidiyorum. Gittikçe açılan bir sis yumağı gibi  besteciyi ve beni alıp götürüyor başka yerlere .

| Görüntüleme sayısı: 440 | Yazdır | E-Posta

Devamı...
 
Devamı...
<< İlk < Önceki 11 12 Sonraki > Son >>

Sonuç 177 - 187 Toplam 187