|
Öykü
|
|
A. Kadir Konuk
|
|
Evin içinde sıkça değişiklikler yapmasına karşın sokaktaki yaşamında tutucu biriydi.
Yeni taşındığı kentlerde, mahallelerde hemen bir kahve bulur, o kahvede sokağı görebilecek bir masayı kendisine mekan seçer, ne zaman kahveye gelse o masaya oturmaya çalışırdı.
Eğer masaya daha önce başkaları oturmuşsa, kahvenin içinde yığınla boş masa olsa da kendisini ülkesi işgal edilmiş bir halkın bireyi gibi hisseder, oturduğu yabancı masadan alışık olduğu masasının bir an önce boşalmasını beklerdi.
Alışkanlığı bu kadarla kalsa iyiydi. Kahveye ilk gelişinde oturmak için seçtiği iskemleyi kıçı hiç unutmazdı. Garsonlar temizlik yaparlarken sandalyelerin yerlerini değiştirmiş olsalar bile o oturduğu ilk sandalyeyi tanır, onu alır, sokağı görebilecek biçimde masasına otururdu.
| Görüntüleme sayısı: 239 | Yazdır | E-Posta |
|
Devamı...
|
|
|
Deneme
|
|
Derya Cebecioğlu
|
Marx bu kadarını
öngörmüş müydü acaba? Halimize bakıp efkarlanıyorum. Biz
n’apıyoruz?
Benciliz.
Bireyselleştikçe semiren koca koca egolarımız var.
Kötü niyetliyiz. Öküz
altında buzağıyı aştık, vahşi sürüngenler arıyoruz.
Buluyoruz da işin kötüsü.
Birlikte kurmuyoruz
hayatı. Kurulu olana konuyoruz. Nasıl yaşayacağımızın hesabını
yaparak evleniyoruz sevdiğimiz insanla. Birbirimizle değil sahip
olduklarımızla mutlu oluyoruz. Daha da beteri, olamıyoruz çünkü
sahip olduklarımızın hep daha iyisi var. “Bir lokma bir hırka”
uzak masallarda kaldı. Masallar da bodruma attığımız küflenmekte
olan bir kutuda.
| Görüntüleme sayısı: 202 | Yazdır | E-Posta |
|
Devamı...
|
|
|
Öykü
|
|
Onur Onarıcı
|
Öğlene doğru kızım her gün olduğu gibi, dondurma almak istediğini, söyledi. Ama, almış olduğum karara sadık kalarak, onun için zararlı olduğunu, bu yüzden almayacağımızı, söyledim. Doğruca odasına gitti. Yatağına oturup, sırtını duvara yasladığını, dizlerini çenesine çekip, suratını buruşturduğunu, salonda otururken bile, onu büyütmenin, son bir yıldır hayatımda sadece onun olmasının etkisiyle duvarlara ve kapılara rağmen görebiliyordum.
| Görüntüleme sayısı: 214 | Yazdır | E-Posta |
|
Devamı...
|
|
|
Şiir
|
|
İdil Nalbantoğlu
|
|
 Süt kaynatılan
Evlerin
Ahşap
Loş
Sıcaklığını özledim
Kapıdan çıktığında
Kırların kokusu
Yollara yayılmış
Çakıllar
Çıtır çıtır
Toprağı özledim
| Görüntüleme sayısı: 236 | Yazdır | E-Posta |
|
Devamı...
|
|
|
Öykü
|
|
Emine Başa
|
Bir Çingene doğdu tarihin yazmadığı "Zamandışı Sessizlik Saati"nde.(*) Sessizliği saatlere, dakikalara, saniyelere ve saliselere bölen sayısal düzeneğin sudan, akrep ve yelkovanın ateşten olduğu bir saat makinesinin bu doğuma tanık olduğu rivayet edildi; ama her şeyin kanıtını -kanını- istemeye -almaya- alışkın bu dünya denilen kılı ağarmış gezegenin, su ve ateşten meydana gelmiş, böyle olduğu için hem kendini hem değdiği yerin yakan, yaktığı anda da söndüren bu saatin varlığına inanmayıp Çingene'nin doğumunu yok saydığı da yine rivayettendir.
Dünya bu doğumu yadsıyadursun; Çingene'nin daha doğar doğmaz ayağa kalktığını, düşe kalka büyüdüğünü, basabildiği tüm zeminlerde, billursu, gürültüsüz sesiyle şarkılar söylediğini, ama tek bir kişinin bile kendisine dönüp bakmadığını -bir bebek ve bir deli dışında- biz biliyoruz
| Görüntüleme sayısı: 902 | Yazdır | E-Posta |
|
Devamı...
|
|
|
İzliyoruz
|
|
Ezgi Öğütcen
|
Tom Perrotta’nın aynı isimli romanından uyarlanan 2006 yapımı bu filmi çevirmenlerimiz Turkce’ye Tutku Oyunları şeklinde çevirmeyi uygun görmüş. Kimbilir, belki de filmin içeriğini ‘Türk,aile yapısına ve ahlaki değerlerimize aykırı’ bulduklari için seyirciyi bu başlıkla uyarmak(!) istemişlerdir. (Henüz izlememişseniz orjinalini izlemenizi tavsiye ediyorum; bazı uygunsuz’ sahneler çıkarıldığı zaman film cok kopuk oluyor) Ahlaki değerlerimin zina unsurları içeren bir filmi izlemekle değişmeyeceğini düşünen ben yazımın devamında filmin orjinal adını kullanacağım.
Gösterime girdiğinde bir türlü izleme fırsatını yakalayamadığım Little Children televizyonda gosterildiğinde kendi içimde 20'li yaşlarımın “yaşam gitgide monotonlaşiyor, yoksa ben de mi birkaç sene sonra o hep sıkıcı buldugum ‘büyükler' gibi olacağım?” bunalımındaydım.
| Görüntüleme sayısı: 316 | Yazdır | E-Posta |
|
Devamı...
|
|
|
Şiir
|
|
Erhan Tığlı
|
Tanrım
kocaman bir silgi ver büyüklere
otursunlar da silsinler iyice
benliğimize kazıdıkları
yalanı kini kavgayı...
Sevgi barış dostluk yazsınlar
bu kara sözcüklerin yerine.
Bir daha dikkat etsinler
okur yazarken
karalama defterine
döndürmesinler dünyayı
| Görüntüleme sayısı: 191 | Yazdır | E-Posta |
|
Devamı...
|
|
|
Öykü
|
|
Burcu Kaya
|
Mutfaktaydılar,
yüzü tezgaha dönük yemek hazırlayan karısını izliyordu.
Yaprakları avucuna serip önceden hazırladığı dolma içine
kaşığı daldırıyor, gayrı ihtiyari gibi görünen bir hareketle
her defasında yaprağın boyutuna göre tam da kararı miktarda
pirinci kaşıklıyordu. Yaprağın ortanın soluna ince uzun bir
şerit oluşturacak şekilde pirinci yayıyor, sonra ince
parmaklarıyla incecik sarıyordu dolmaları; önce bir katla ört
pirinci, sonra uçlarını kapat ve sıkıca sarmala… Sanki bunu
yıllardır yapıyormuşçasına hakim, seri halini izlemek hoşuna
gitmişti. Bazen oluyordu, karısını izleme duygusu… O bilmeden,
görmeden, öylece durup evin içinde salınışını, salonda seri
küçük adımlarla bir tur içinde salonun on ayrı yerine dağılmış
öteberiyi toparlayışını izliyordu. İçinde aynı his kabardı
gene, gene içine dolmuştu karısı ve zeytinyağlı sarmaları…
| Görüntüleme sayısı: 214 | Yazdır | E-Posta |
|
Devamı...
|
|
|
Okuyoruz
|
|
Zehra Başar
|
Kolay iş olmadığı bilinir. Bana göre, iyi deneme yazabilmek , iyi şiir yazabilmenin hemen ardından gelir. Deneme severler bilir. İyisi, az bulunur. Bazen sayfalarla, bazen yarım sayfayı ancak dolduran bir kaç paragrafla, karşısında hayranlıkla dondurup bırakır. Sonra da, yıllarca unutulmayan şiirler gibi hatırlanır.
Okumanın Halleri , önümüze az sayıda çıkan iyi yazılmış denemelerden olduğu için sevindirici...
Yazar, onsekiz başlıkta topladığı yaşama halini; “Rastlaşma”yı, “Çocukluk”u, “Büyüme”yi, “Oda”yı, “Acelesizlik”i ve diğerlerini, okuduğu kitaplardan hatırladıklarıyla besliyor denemelerinde. Yanına aldığı roman kahramanlarıyla , mısralarla, öykülerle, yazarlarla dolanıyor düşüncelerinin içinde. Düşüncesini onlarla kuruyor. Her bir denemede, kitaplar karışıyor söze. Şiirler seriliyor önümüze. Zaman zaman, kendi hayatını da denemeye katıyor yazar
| Görüntüleme sayısı: 327 | Yazdır | E-Posta |
|
Devamı...
|
|
|
|
<< İlk < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Son >>
|
| Sonuç 81 - 96 Toplam 187 |