www.ikiciftlaf.net
Veda
Öykü
Mihriban Uygur   
barbie.jpgKendimi buldum...Ben sen oldum...İşte sonunda...Bir olduk....Hasret bitti....Sadece düşlerimde teselli bulduğum kavuşmalar.... Her uyanışta yokluğun şok edici ani sızısı... Artık bitti hepsi.

Şimdi yalnız sen varsın, ya da ben, ikimiz bir bedeniz. Biliyordum bu anı yaşayacağımı. Sonsuza dek beraberiz, başkası olanaksız.

Sen uzun zamandır gizli köşende kıvrılmış uyuyorsun....Ben seni bulduğum o günden beri tek bir hayale yöneldim.

O güne kadar köşesine büzülmüş pısırık, keyifsiz, ihtiyar kılıklı küçük kızdım | Görüntüleme sayısı: 261 | Yazdır | E-Posta

Devamı...
 
Kayıp Şecere
Okuyoruz
Derya Cebecioğlu   
derya.jpegKasketiyle gözlerini gizliyordu. Bakışların zehirli birer ok olduğu bilinirdi ya, şairleri dinlemiş, önlemini almıştı. Baksa, derin kuyulara su bırakmaya gideceğini ve bir daha dönmeyeceğini biliyordu; su ateşti, ateş ayrılık, o ayrılığa karşı dinletiyordu kavalın sesini.” Muharrem Erbey bize görmezden geldiğimiz bir coğrafyadan su gibi akan ama akarken incelikle yüreğimizi sarsan, içimize işleyen öyküler anlatıyor. Kürtçeye de hakim olduğu belli. Çünkü temiz Türkçe’sini Kürtçe ile renklendirmiş öykülerinde. Özellikle “Kerdız”a bayıldım ben. “Fılle” için ise endişe duydum, 301’lik olur mu acaba diye. Sizin de yazarla buluşacağınız bir duygu durağı olacaktır mutlaka. | Görüntüleme sayısı: 368 | Yazdır | E-Posta

Devamı...
 
10 Euro
Öykü
A. Kadir Konuk   

mail.google.com.jpegTevfik, Şefik, Refik ve Gazelhan Molla turneden yeni dönmüşlerdi. Paris’te dinleyicilerin bir kısmı “Ulan bunlar dinazor, hala aynı türküleri söylüyorlar” diyerek salonu terk etmişler. Ama bizimkiler hiç bozulmadan, konseri sonuna kadar sürdürmüş, sonra da dinleyicilerle birlikte halay çekmişler.

Siyasi Mahmut’un ölümünden sonra bu turne bir bakıma “Yas bozma turnesi” olmuştu onlar için. Moralleri düzelmişti biraz, ceplerinde de bir iki ay geçinecek paraları vardı. Gelir gelmez yarım kuzu aldılar, gün boyu orasını burasını didiklediler kuzunun, kemiklerini kaynatıp suyunu, iliğini çıkardılar, pirzolalarını tuz, biber, kekikle bir güzel ovup, dinlenmeye bıraktılar. Kaburgaları bir başka gün kemirmek için ayırdılar. Bu arada Şefik; “Nerede bu kuzunun bir böbreği, yüreğinin yarısı” diye bağırmaya başladı.

| Görüntüleme sayısı: 219 | Yazdır | E-Posta

Devamı...
 
Kuş
Öykü
Berkant Örkün   
sabah_kuslari.jpg Sabaha doğru aniden uyandım. O kadar susamıştım ki… Kalkmaya çalıştığımda terden sırılsıklam olduğumu hissettim. Önce soğuk bir duş aldım. Sonra kana kana su içtim. Tekrar yatağa gitmek istemiyordum. Uykum kaçmıştı. Kendime sade Türk kahvesi yaptım. Kokusunu derin derin içime çektiğim kahvemi mutfağın penceresinin önünde yudumluyordum. Güneş henüz doğmamıştı. Pencereyi açtım, kafamı dışarı uzatarak kahvemi yudumlamaya devam ettim. Sonra onu gördüm. | Görüntüleme sayısı: 346 | Yazdır | E-Posta

Devamı...
 
Sevmek Zamanı
Öykü
Mihriban Uygur   

film.jpgYaz eksik mevsim.

Yaşarken düş oluyor

Gün batımları aceleci

Güze dönüyor doğa

Bir iz kalıyor güneşten...

 

Bir yaz evi orası. Kapıları kumsala ve denize açılan. Pencerelerinden ikindi meltemi süzülen. Saf ketenden dantelli perdeleri hafifçe salınan.

Çay vakti. Beş dedin mi çay hazır. Yarım saat içinde verandaya bakan pencerenin önündeki masa kurulur, çaylar fincanlara dolar. Fincanlar...Uçuk pembe çiçeklerle bezeli, narin kesimli orta boy çay fincanları. Çaylar mutlaka bu zarif fincanlarla içilir çay vaktinde.

| Görüntüleme sayısı: 294 | Yazdır | E-Posta

Devamı...
 
Yelken Ve Kalem
Okuyoruz
Zehra Başar   
 

ustam_rzgar.jpgYazmakla  yelken kullanmanın ilişkisini hiç düşündünüz mü ? Richard Bode’un , yaşamöyküsünü anlattığı kitabı  Ustam Rüzgâr , kuru bir otobiyografi olmaktan uzak, içten ve şiirsel bir dille yazılmış, Türkçeye iyi çevrilmiş bir kitap olarak dümdüz okunabileceği gibi, su, rüzgâr, yelken eğretilemeleriyle ‘yazmak’ edimi düşünülerek de okunabilir.

    Eski denizciler, dokuzuncu dalganın hep âni ve beklenmedik büyüklükte olduğunu söylerlermiş.Yaşam, küçük bir çocukken, böyle beklenmedik bir dalgayla sarsıyor yazarı.  Anne ve babasını elinden alıyor. Teyzesinin yanında büyürken, hep mavi bir yelkenlisi olsun istiyor. Bir de yazar olmayı... “Bir düşünüz olmalı,” diyor. “Sahip olduğunuz şeyler akar gider.” Ama düş, gerçekleşmese bile hep bizimdir.

 

| Görüntüleme sayısı: 742 | Yazdır | E-Posta

Devamı...
 
Rüyam(a)sal
Masal
Emine Başa   

ruya.jpgRenkışıkses

-I-

Bir varmış bir yokmuş. Gerçek yalan içinde, hakikat düş içinde, renk ses iken,

ışık lâl iken, ben aynamda görüneni tıngır mıngır sarsar iken…

Denizi Yokülke’ye açılan çok geniş bir kumsal varmış. Güneş denizin içinde batmak üzereymiş.

Deniz kuma, kum ormana, orman dağa, dağ göğe sevdalıymış. Bu sevdanın tarihi çok eskilere dayanıyormuş: Bir rivayete göre Güneş’ten doğan bu Dünya denilen gezegen, neredeyse ilk soğuma anlarından başlayarak ve milyonbinyıl sabırla bekleyerek denizi, kumu, ormanı, dağı ve göğü doğurmuş. Deniz, kum, orman, dağ ve gök de birbirleri içinde ve birbirleri için hep doğurarak koca bir örgüle (örgüt/aile) oluşturmuşlar ve her gün birbirlerine yeni sürprizler hazırlayarak bu sevdanın, bu kozmik dengenin taze, diri, coşkun kalmasını sağlamışlar.

| Görüntüleme sayısı: 821 | Yazdır | E-Posta

Devamı...
 
Hepimize Yaz Ödevi!
Anasayfa
İkiçiftlaf   

odev.jpg Bir ses, bir dokunuş, bir koku, bir tat, bir düşünce, bir düş… Bir öykü olabilir. Bir sözcük, bir fotoğraf, bir resim… Pencereden gördüğümüz herhangi bir görüntü, bir insan, bir duruş… Bir su sesi. Ya da sessizlik. Bir anı. Okuyup bildiğimiz başka bir öykü. Okuduklarımızdan hatırladığımız başka bir karakter. Bir fazla yürek atışıdır bedenimizde.Onun çağrıştırdıklarıyla birşeyler anlatmak isteği varsa içimizde… Bu bir öykü olabilir, bir roman bile olabilir, neden olmasın…

Önce, ilk imge gelir akla, ardından onu yansıtacak ilk sözcük… İşte böyle doğar yazı dünyası. Yeter ki o fazladan yürek atışının ayırdına varalım, o 'şey' bize dokunmuş olsun, onu sevmiş olalım, yazacak kadar önemli olsun bizim için… İçimizde bir yer işgal etsin, aklımızdan çekilip gitmesin bir türlü, onda bir öykü olduğunu derinden hissedelim ve onu terketmemizi engelleyecek kadar bizim olsun…

Devamı...
 
Varillerle Bir öykü...
Öykü
Zehra Başar   

variller.jpgTek tük ağacın, birkaç çalının bulunduğu kıraç tepe, hızla alçalıp denize iniyor. Dalgaların kıyıya bıraktığı irili ufaklı taşların, midye kabuklarının üzerinde oturuyorum. Çevreme bakınıyorum. Bir öykü yazsam, diyorum. Bu koyda geçen bir öyküyü anlatsam. Ama kimse yok ki! Kimin öyküsü olacak? Burada ancak, sessizliğin öyküsü yazılır.

Sahi, sessizliğin öyküsünü yazan olmuş mudur hiç ?

Sağda solda gezinen irili ufaklı bulutların arasından, öğle güneşi tepemde ışıldıyor. Bu kıyı, uzun yürüyüşlerimin uğrağı. Hemen her gün gelirim buraya. Issızlığında dinleniyorum. Suyun dibine oturuyor,bir önümde yükselen tepeye, bir denize bakıp düşünüyorum. Kendimle başbaşa kalabildiğim için seviniyorum.

| Görüntüleme sayısı: 840 | Yazdır | E-Posta

Devamı...
 
<< İlk < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Son >>

Sonuç 97 - 112 Toplam 187