|
Okumanın Halleri |
|
|
|
Zehra Başar
|
Kolay iş olmadığı bilinir. Bana göre, iyi deneme yazabilmek , iyi şiir yazabilmenin hemen ardından gelir. Deneme severler bilir. İyisi, az bulunur. Bazen sayfalarla, bazen yarım sayfayı ancak dolduran bir kaç paragrafla, karşısında hayranlıkla dondurup bırakır. Sonra da, yıllarca unutulmayan şiirler gibi hatırlanır.
Okumanın Halleri , önümüze az sayıda çıkan iyi yazılmış denemelerden olduğu için sevindirici...
Yazar, onsekiz başlıkta topladığı yaşama halini; “Rastlaşma”yı, “Çocukluk”u, “Büyüme”yi, “Oda”yı, “Acelesizlik”i ve diğerlerini, okuduğu kitaplardan hatırladıklarıyla besliyor denemelerinde. Yanına aldığı roman kahramanlarıyla , mısralarla, öykülerle, yazarlarla dolanıyor düşüncelerinin içinde. Düşüncesini onlarla kuruyor. Her bir denemede, kitaplar karışıyor söze. Şiirler seriliyor önümüze. Zaman zaman, kendi hayatını da denemeye katıyor yazar
| Görüntüleme sayısı: 404 | Yazdır | E-Posta |
|
Devamı...
|
|
|
Kayıp Şecere |
|
|
|
Derya Cebecioğlu
|
“Kasketiyle
gözlerini gizliyordu. Bakışların zehirli birer ok olduğu
bilinirdi ya, şairleri dinlemiş, önlemini almıştı. Baksa, derin
kuyulara su bırakmaya gideceğini ve bir daha dönmeyeceğini
biliyordu; su ateşti, ateş ayrılık, o ayrılığa karşı
dinletiyordu kavalın sesini.”
Muharrem
Erbey bize görmezden geldiğimiz bir coğrafyadan su gibi akan ama
akarken incelikle yüreğimizi sarsan, içimize işleyen öyküler
anlatıyor. Kürtçeye de hakim olduğu belli. Çünkü temiz
Türkçe’sini Kürtçe ile renklendirmiş öykülerinde. Özellikle
“Kerdız”a bayıldım ben. “Fılle” için ise endişe duydum,
301’lik olur mu acaba diye. Sizin de yazarla buluşacağınız bir
duygu durağı olacaktır mutlaka.
| Görüntüleme sayısı: 442 | Yazdır | E-Posta |
|
Devamı...
|
|
|
Yelken Ve Kalem |
|
|
|
Zehra Başar
|
|
Yazmakla yelken kullanmanın ilişkisini hiç düşündünüz mü ? Richard Bode’un , yaşamöyküsünü anlattığı kitabı Ustam Rüzgâr , kuru bir otobiyografi olmaktan uzak, içten ve şiirsel bir dille yazılmış, Türkçeye iyi çevrilmiş bir kitap olarak dümdüz okunabileceği gibi, su, rüzgâr, yelken eğretilemeleriyle ‘yazmak’ edimi düşünülerek de okunabilir.
Eski denizciler, dokuzuncu dalganın hep âni ve beklenmedik büyüklükte olduğunu söylerlermiş.Yaşam, küçük bir çocukken, böyle beklenmedik bir dalgayla sarsıyor yazarı. Anne ve babasını elinden alıyor. Teyzesinin yanında büyürken, hep mavi bir yelkenlisi olsun istiyor. Bir de yazar olmayı... “Bir düşünüz olmalı,” diyor. “Sahip olduğunuz şeyler akar gider.” Ama düş, gerçekleşmese bile hep bizimdir.
| Görüntüleme sayısı: 793 | Yazdır | E-Posta |
|
Devamı...
|
|
|
Opré Roma ! |
|
|
|
Derya Cebecioğlu
|
|
“Her dilde
onlarca hatta yüzlerce atasözü vardır, tıpkı bizde
olduğu gibi… Ama çingenelerde bir tek atasözü
vardır: Evde oturan ölür… Bu küçük
belirleme bile koca bir halkın kimliğini açık eden turnusol
kağıdı gibidir.”
Jan Yoors’un
“Çingeneler-Opré Roma” kitabı böyle başlıyor.
Bu kitap bir çingeneler tarihi kitabı değil. Bu kitap
ansiklopedik bilgiler veren bir kitap da değil. Hatta bu bir roman
bile değil. Bu, 12 yaşında bir çocuğun –hiç de
aklında böyle bir fikir yokken- evinden kaçıp 10 yıl
birlikte olduğu Roman toplumuyla yaşadığı baş döndüren
serüvenini bizlerle paylaştığı sıcacık anılar dizisi.
| Görüntüleme sayısı: 441 | Yazdır | E-Posta |
|
Devamı...
|
|
|
Kayıp Söz |
|
|
|
Derya Cebecioğlu
|
|
Bazen sözü yitirir insan. Sessizliğe kalır. Soru işaretlerini yitirir, ünlemlere kalır. Bazen peşinden gider bir çığlığın, bazen o küçücük adalarda ıssızlığa kalır. Bazen aklı da yitirir, vicdana kalır.
“Zarok kuştin!” çığlığı ile düştü adam Doğu’nun yollarına, sözün yollarına. Ama “kendinden usanmış, boğazına kadar doymuş ama mutlulukta sınıfta kalmış, huzuru mistisizmde, çöllerde, dağ başlarında, Budist mabetlerinde, Hindu tapınaklarında arayan Batı’nın istediği Doğu’yu değil.
| Görüntüleme sayısı: 429 | Yazdır | E-Posta |
|
Devamı...
|
|
|
|
<< İlk < Önceki 1 2 3 Sonraki > Son >>
|
| Sonuç 10 - 18 Toplam 19 |