|
Otobüs Notları |
|
|
|
Zehra Başar
|
|
-
-Üşüyorum.
-
Otobüs, Ankara’dan yola
çıkıyor. Yanımdaki koltuk boş. Defter, kalem, kitap,
harita. Burası, küçük bir hücre.
-
Hücremde yedi gün
yalnızım. Düşünebilir, geniş pencerelerden dışarıyı
gözleyebilirim. İçime bakabilirim. Biliyorum ki, her
gezide olduğu gibi, dışarısı hatırlatıyor. Düşünceler
onarabilir, değiştirebilir. Isıtabilir.
| Görüntüleme sayısı: 498 | Yazdır | E-Posta |
|
Devamı...
|
|
|
Serengeti |
|
|
|
İdil Nalbantoğlu
|
Sonsuz Düzlük
Serengeti, hani Kenya'dan Tanzanya'ya kadar uzanan o büyük, çok büyük ova. Anlamının " Sonsuz Düzlük" olduğunu öğrendiğimde ben çarpılmıştım.Bir isim bu kadar uygun ve bu kadar şiirsel nasıl olabiliyor? Nasıl buluyorlar bu kadar güzel isimleri?
Serengeti, ismine yaraşır, ismi kadar güzel bir yer. İnsan bu ovayı görüp, bir de isminin anlamını öğrenince " Sonsuzluk buna benzer birşeydir heralde" diye düşünüyor gerçekten. Ben Serengeti'nin kendine de, ismine de kelimenin tam anlamıyla aşık olmuştum.
| Görüntüleme sayısı: 521 | Yazdır | E-Posta |
|
Devamı...
|
|
|
İstanbul |
|
|
|
Yeşim Cimcoz
|
|
İstanbul benim için sadece bir şehir değil...babaannemin evi, bir koku, akşamları kapalı perdelerin arkasında yanan sarı bir ışık ve arkasında tanımadığım, bilmediğin yaşamlardır. İstanbul ruhuma giren, tüm varlığımı kaplayan ve beni aynı anda değişik yönlere çeken bir müezinin hüzünlü seslenişidir. Yüzü kırışmış, gözleri yaşdan kanlanmış, bem beyaz saçları ince bir tarakla geriye taranmış, geceliğiyle bir akşam üstü camın önünde oturmuş ifadesiz bir bakışla geleni gideni penceresinden izleyen yaşlı bir kadındır.
| Görüntüleme sayısı: 949 | Yazdır | E-Posta |
|
Devamı...
|
|
|
Gidememek |
|
|
|
İdil Nalbantoğlu
|
|
Bi varmış bi yokmuş.
Uzaktan gelen bi ses varmış.
Çok uzaklardan ve incecik.
Çağırıyormuş.
Fakat insanlar yorgunmuş ve gidemiyorlarmış.
Ses ise usanmadan çağırıyormuş.
İnsanlar hep birgün dinleneceklerini, sesin çağırdığı yere gideceklerini sanıyorlar ama bir türlü dinlenemiyor ve gidemiyorlarmış.
| Görüntüleme sayısı: 535 | Yazdır | E-Posta |
|
Devamı...
|
|
|
Gar |
|
|
|
Derya Cebecioğlu
|
|
“Birgün de şu iskeleyi yazmalı”, diye indim vapurdan. İskelenin hemen sağındaki siyah şimendifer gülümsetti beni. Tarihi değil de oyuncak gibi. Kafamı kaldırıp heybetli gar binasına baktım ilkin. İki güzel kuleyi ve ortalarına aldıkları saati seyrettim. Girişteki merdivenler eski Türk filmlerini getiriverdi aklıma. Burası İstanbul’un kapısıdır ya. Öyle yerleşmiş ki zihnime, gözüm, elinde tahta bavulu ile merdivenlerde dikilip şaşkın şaşkın etrafına bakınan kızı aradı. Ama bugün kimse Anadolu’dan büyük şehre gelmemiş.
| Görüntüleme sayısı: 1211 | Yazdır | E-Posta |
|
Devamı...
|
|
|
|
<< İlk < Önceki 1 2 Sonraki > Son >>
|
| Sonuç 10 - 15 Toplam 15 |