|
|
Uçurtma Avcısı |
|
|
|
Türkan Coşkun
|
|
Savaş
tozları Kabil’in üzerine dökülürken, yüreğimin üstünü
örttü. Nefes alamadım. Derisi gibi kaderi de kararmış bir hazara
oğlunun gözlerinde kayboldum. Ana figürü yaratan bir yan karakter
Hasan Can; saf bir teslimiyetin, güven ve dostluğun ete kemiğe
bürünmüş hali. Tanımsız bir yakınlık, bilmediğim bir
kirletilememişlik duygusu sıcak bir his yayıyor içime, gözlerine
mıhlanıyorum.
Emir Can;
temiz yüzlü, kırılgan, hatta içine kapanık. Yine de Emir Can
yerine, Hasan Can’ın hayattan silinip gitmesinin haksızlık
olduğunu düşündüm. Yazara kızdım. Sırf Emir Can’ın korkak
çocukluğunun izlerini örtmek ve ona daha onurlu bir hayat
verebilmek için Hasan Can’ı harcamasına içerledim. Öyle böyle
değil, bayağı bayağı içerledim. Hele filmin sonuna doğru üvey
kardeş olduklarını öğrenmek, beni büsbütün çıldırtmaya
yetti.
| Görüntüleme sayısı: 210 | Yazdır | E-Posta |
|
Devamı...
|
|
|
Sonbahar |
|
|
|
Aslan Doğan
|
|
Merhabalar.
Geçtiğimiz haftalarda izlediğim,
beğendiğim bir filmi paylaşmak istedim sizlerle.
Filmin konusu, yönetmenin ilk filmi
olması ve oyuncuların amatör oyunculardan oluşması ilgimi
çekmişti.
On yıl yattığı hapishanede
katıldığı açlık grevleri sırasında ciğerleri iflas eden genç
adam, tahliye edilince memleketinin yolunu tutar. Otobüs kasabaya
girerken şair ceketli çocuk (Kazım Koyuncu’nun kadife sesinden
“Hey gidi Karadeniz, doldu da taşamadı.” şarkısını
dinlemektedir. Oysa Yusuf için fark etmez, Karadeniz dolup taşsa da
çokça uğradığı iskeleden, dalgaların üstüne üstüne gitmeyi
yeğler, köyde satrancın bile yalnız oynandığı, yalnız anne,
Yusuf’a küskün baba ( yaşamını yitirmiş) ve hayat kadını
rolündeki yalnız Elka ve onun güzel oyunculuğu, ertelenmiş
mutluluklar, sonra Yusuf ile Elka’nın ortak paydaları,
yalnızlıklarından çoğalma çıpınışları, ayrı mekanlarda
televizyondan izledikleri film ‘Vanya
| Görüntüleme sayısı: 334 | Yazdır | E-Posta |
|
Devamı...
|
|
|
"Güneşi Gördüm" Kürtçeyi Görmedi |
|
|
|
Avaşin Yorulmaz
|
Başta
şu belirtilmelidir ki Güneşi Gördüm filmi, Türk sineması
haritasında şimdiye kadar ( Kendi sınırları dâhilinde) çekilmiş
en cesur ve samimi filmdir; ama orijinal bir film değildir. Yeşilçam
geleneğinden ve egemen bakış açısından kopmamıştır.
Bir
sanat eserini orijinal kılan gerçeklere sadakati, samimiyeti ve
muhalifliğidir. Güneşi Gördüm filminde samimiyet ve sınırlar
dâhilinde muhaliflik var ama tümüyle gerçeklere sadakat
yoktur.
Güneşi Gördüm filmine ilişkin basın-yayın
organlarında değişik yorumlar çıktı. Hemen hemen yorumların
tümü Mahsum Kırmızıgül’ün çok cesur bir film yaptığına
ilişkindi. Film, Kürt sorununu perdeye taşıdığı için ayrıca
övgüye laik görüldü.
| Görüntüleme sayısı: 442 | Yazdır | E-Posta |
|
Devamı...
|
|
|
Little Children |
|
|
|
Ezgi Öğütcen
|
Tom Perrotta’nın aynı isimli romanından uyarlanan 2006 yapımı bu filmi çevirmenlerimiz Turkce’ye Tutku Oyunları şeklinde çevirmeyi uygun görmüş. Kimbilir, belki de filmin içeriğini ‘Türk,aile yapısına ve ahlaki değerlerimize aykırı’ bulduklari için seyirciyi bu başlıkla uyarmak(!) istemişlerdir. (Henüz izlememişseniz orjinalini izlemenizi tavsiye ediyorum; bazı uygunsuz’ sahneler çıkarıldığı zaman film cok kopuk oluyor) Ahlaki değerlerimin zina unsurları içeren bir filmi izlemekle değişmeyeceğini düşünen ben yazımın devamında filmin orjinal adını kullanacağım.
Gösterime girdiğinde bir türlü izleme fırsatını yakalayamadığım Little Children televizyonda gosterildiğinde kendi içimde 20'li yaşlarımın “yaşam gitgide monotonlaşiyor, yoksa ben de mi birkaç sene sonra o hep sıkıcı buldugum ‘büyükler' gibi olacağım?” bunalımındaydım.
| Görüntüleme sayısı: 403 | Yazdır | E-Posta |
|
Devamı...
|
|
|
|
<< İlk < Önceki 1 2 Sonraki > Son >>
|
| Sonuç 1 - 9 Toplam 10 |