| Veda |
|
|
| Mihriban Uygur | ||||
|
Şimdi yalnız sen varsın, ya da ben, ikimiz bir bedeniz. Biliyordum bu anı yaşayacağımı. Sonsuza dek beraberiz, başkası olanaksız. Sen uzun zamandır gizli köşende kıvrılmış uyuyorsun....Ben seni bulduğum o günden beri tek bir hayale yöneldim. O güne kadar köşesine büzülmüş pısırık, keyifsiz, ihtiyar kılıklı küçük kızdım. O zamandan kalan bütün fotoğraflarımda o donuk bakışlar, o cansız duruş, yılgın ifade. Ben ben olmadığımı bilmiyordum. Ölesiye sıkılıyordum yalnızca. Hele çocuklarla birlikteyken. Onların azgın neşesi, çılgınca oyunları...Dayanılmazdı. Bütün oyunlarda en silik, önemsiz roller benimdi. Bir an önce yanlarından kaçmaya bakardım. En iyisi yalnızlıktı. Kimse sana ilişemez yalnızken. Sonuna kadar içime döner, kendimi arardım... Çoğu kez kitaplara dalardım. Okurken sürüklenir giderdim. Ama sonradan içimde bir burukluk kalırdı o masallardan, Hep güzellik ve iyilik bir aradaydı ve sonunda kazanan onlar olurdu. Ya çirkinler... Ben çirkindim. Aynaya yansıyan tüm uzuvlarım, hepsi başka tarafa bakıyordu. Hiçbir şey söylemiyordu bedenim. Gelişigüzel bir araya gelmiş gibiydi. Duyardım annem, komşularıyla dertleşirken. “Bu kızın albenisi yok, ne giydirsem yakışmıyor.” Onlar da akılları sıra teselli ederlerdi. “Dur daha bir büyüsün bakalım, serpilir güzelleşir, görürsün”. Serpilmek. Ben serpilmedim. İçime doğru kaçtım. Yeniyetmeliğim içler acısıydı. Ama artık dünyamda sen vardın. Bebeklerin dünyasına girdiğin gün, talihim değişti benim. Seni bana sevgi dolu bir kadın getirmişti. Annemin varlıklı, güleç yüzlü kuzeni. Nasıl kıskanırdı onu annem. Oysa o bunu bilmez gibiydi, içten gülümsemesi yüzünden hiç eksik olmazdı. Doğumgünü hediyesiydin. On yaşımı doldurmuştum. Paketi açıp seni elime aldığımda annem ters ters bakmış, hafif mahçup bir ifadeyle “Artık bebek oynayacak yaşı geçti, ama hala bayılıyor. Odasına kapanır saatlerce onlarla n’apar n’eder anlamıyorum, git çocuklarla oyna dersin, yok, illa kendi kendine...”. Ben artık söylenenleri duymaz olmuştum. Sana baktım ve o an sanki kendimi gördüm. Yani aslımı. Sarı lülelerin, mavi yuvarlak koca gözlerin, pembe gül ağzın... Aslında öbür bebeklerden çok da farklı değildin. Ama ben sana vurulmuştum. Bambaşka bakıyordun, sanki konuşuyor gibiydin. “Ben senin güzelliğinim. Özledim seni, geri geldim” diyordun. Mutluluktan ağlayacaktım neredeyse. Ondan sonra bebeklerin kraliçesi oldun. Hepsi sana hizmet ediyordu. Herşeyin en güzeli senindi. Düşlerimde kendimi senin suretinde görüyordum. Bütün oyunlarda kraliçeydim, bütün çocuklar bana tapıyordu. Güzelliğimle herkesi büyülüyordum. Hiç gülümsemeyen annemin bana bakınca gözleri ışıldıyordu. Bana “benim güzel kızım” diyordu. Sonra.... Sonra büyüdüm. En acıklısı belki de. Artık oyun oynamak yasaktı. Bir genç kız olarak yetişkin yaşamına hazırlanacaktım. Sadece gerçekler vardı... Gerçekler...Bir türlü anlam veremediğim kuru, acımasız, can yakan gerçekler. Benim binbir renkli, serüvenlerle dolu oyunlarımın yanında bu düşkün, iç sıkıcı dünya. Kayıtsızlığı seçmiştim. O silik, zavallı görünüşümün koruyuculuğuna sığınmıştım. Hiçbir oğlan dönüp bakmazdı bana. Hiç ışıltım yoktu. Görünmüyordum sanki. Aynada çok gerilerde parıldayan bir hayalin belli belirsiz gölgesini görüyordum bazen. Aslını yitirmiş bir gölge. O kadar. Herşeye rağmen gerekenler yapıldı. Bana da bir koca bulundu, evlendirildim. . Bu arada sen benim gizli düş dünyamda yaşıyordun. Diğer bebeklerle birlikte çoktan yüklüğe kaldırılmıştın. Çocuklarım olur da oyun çağına gelirse onlara verilmek üzere bekliyordun. Ama düşlerimden hiç eksik olmuyordun. Büyümüş, serpilmiştin... Serpilmiştin. Kadın olmuştun. Hayalimde eksiksizdin. Mükemmel kadındın... Kocamın dilinden düşürmediği Mükemmel Kadın başkaydı. Onlar erkeklerinin istediği şekilde binbir kılığa giren hoş ve çekici kadınlardı. Kaygandılar, anlaşılmazdılar. Hem vardılar, hem de yok. Erkekleri yoksa bunalıyor, aksıyorlardı. Oysa sen kendine yeterdin, tek başına eksiksizdin, kimseye bağımlı değildin. İstersen sevgilin de olurdu, ama o seni asla incitemezdi. Sana kimse dokunamazdı. Seni ben yaratmıştım, hayalimde ince ince işlemiştim. Şimdi de sen beni yarattın. Elli yaş.. elli, elli...Dile geldiğinde ürkütüyor...Ama benim asıl yaşamım şimdi başlıyor. Önceki yıllar bir gölge gibi dolaştım, erişilmez hayalinin tutsağı oldum. Asıl benin... Aynadaki yansımın gerisindeki o hayale yaklaşmaya çalışıyordum. Beni değiştirmeyi vaad edenlere koşuyordum. Varımı yoğumu sana ulaşma yoluna harcadım. Bir yandan düşlerimde seni yaşatıyor, sen oluyor, bir yandan da binlerce eksiğimi tamamlamak için çırpınıyordum. Kocamı bıraktım. Daha doğrusu o benim varlığıma dayanamaz oldu. Ona hiçbirşey vermemiştim. Bir kadının vermesi gerekenleri. Bir çocuk bile doğurmamıştım. Oysa ben kendimi doğurmalıydım. O anlamıyordu. Çıldırdığıma kanaat getirdi. Yılgınlıklarım oldu. Ama uzun sürmüyordu. Kavuşma arzusu öyle güçlüydü ki, herşeye dayanabilirdim. Sona yaklaştıkça arzum daha dayanılmaz oluyordu. İnancımı hiç kaybetmedim. Aynadaki yansımın bana gülümseyip göz kırpacağı o eşsiz sevinç anı mutlaka gelecekti... O an... İşte şimdi yansıma bakıyorum. Orada türlü renkte ışıltılar parlayıp sönüyor. Gözlerim birer ışık huzmesi. Bakışlarımı yönelttiğim herşey benim alanıma giriyor, bana dahil oluyor. Onları istediğim gibi yönetebilirim artık. Kudretim güzelliğimden geliyor. Ben güzelliğim. Ben senim. Mükemmelim. Hiç kimse bana dokunamaz. Belki bir sevgili yaratırım kendime. O beni bulur gelir. Güzellik ülkesinde yaşarız korkusuzca. Senin yaşamını süreriz, bizim yaşamımızı. Söylesene güzellik yaşlanır mı? Bütün bunlar sana çok mu ağır geldi? Yüklükteki huzurlu uykundan uyandırıp yordum mu yoksa seni? Sanki yıllar sana da dokunmuş, sanki hüzün karışmış bakışlarına. Sarı lüleli, mavi gözlü bebekler de yaşlanır mı yoksa?... Seni orada tutmayıp albenisiz bir kız çocuğuna verseydim daha mı iyi olurdu, bilmem ki?.... Artık benimle konuşmuyorsun. Veda zamanı mı geldi?... Söz veriyorum sana. Güzellik yaşlanmayacak, hep benimle kalacak.
Görüntüleme sayısı: 328 | Yazdır | E-Posta
1. 08-10-2008 22:06 teşekkürler "ihtiyar kılıklı küçük kız","ben serpilmedim içime doğru kaçtım." Eğer bu öykü kötü bi öykü olsaydı bile, şu iki cümle bu öyküyü güzel ve iyi bi öykü yapmaya yeterdi bence. Kaldıki öykü çok önemli bi konuyu çok çarpıcı, iç burkucu ve etkileyici bir biçimde sunuyor. Bence çok önemli bi öykü bu.Çünkü güzellik çirkinlik üzerine insanı gerçekten düşündürüyo. yalnızca etkilemiyor, konunun ehemmiyeti hakkında içimizde bi yeri harekete geçiriyor yeniden. Misafir Yorum yaz powered by AkoComment Tweaked |
||||
| < Önceki | Sonraki > |
|---|




