| İstanbul Şiiri |
|
|
| İdil Nalbantoğlu | ||||
|
bi yokmuş. O boyuna onu düşünürmüş. Ama içi de rahat değilmiş. Çünkü boyuna onu düşünmek ayıp bişeymiş. O devirde, insanların uğraşları, sosyal faaliyetleri filan olması gerekiyormuş. Hep oturup onu düşünemezmişsin. Olmazmış öyle şey. Onu düşünmekten başka şeyler de yapmalıymışsın. Ay! Ortasından çatlayası geliyormuş. O, boyuna onu düşünmek istiyormuş, Fakat ne zaman onu düşünmeye kalksa " Aman Tanrım! Şimdi benim kalkıp bişeyler yapmam gerek herhalde" diyomuş. Bi türlü huzurla onu düşünemiyomuş.
Ve nihayet mutlu gün gelmiş. Kitapların birinde aradığını bulmuş. Bi şiir mısrası şöyle diyomuş: "Kamyonlar kavun taşır ve ben boyuna onu düşünürdüm" Nasıl sevinmiş. Uçmuş havalara. Canı gibi sevmiş o mısrayı. "İşte benim gibi boyuna onu düşünenler de var. Şiir mısrasında dahi olsa. Ben de oraya giderim" Girmiş şiirin içine. Kamyonlar kavun taşımış ve o, boyuna onu düşünmüş. Huzur içinde. İlk kez. Sonra mısradan mısraya atlamış. Çeşitli şeyler gelmiş başına ve en son mısraya ulaşmış. "Yine kamyonlar kavun taşır, fakat içimde şarkı bitti." Nasıl üzülmüş. Nasıl üzülmüş. Canı gibi sevdiği bu şiirin başına bunun gelmesini hiç istemezmiş. O, onun hep ilk mısradaki kadar mutlu olmasını istermiş. Çok üzülmüş. Canı gibi sevdiği bu şiire yardım elini uzatmaya karar vermiş. Çıkmış şiirden. Ona mektup yazmış. "Sevgili İstanbul Şiiri. Canım şiir. Sana başımdan geçen ve senin çok önemli bi yer tuttuğun bi olayı yazmak istiyorum. Kamyonlar kavun taşır ve ben boyuna onu düşünürdüm. Kamyonlar kavun taşımadığı zamanlarda da onu düşünürdüm. Onu düşünmeyi severdim çünkü. Aslında ben düşünmeyi severdim. Düşünmek için o zamanlar onu seçmiştim. Sonra sıkıldım düşünmekten. Daha az düşünmeye başladım. Sonra kamyonlar bazen kavun taşıdı, bazen taşımadı. Ama ben onu da başka şeyleri de daha az düşündüm. Fakat daha çok sevdim kavunlu ya da kavunsuz kamyonları, onu, kendimi, sokakları, ağaçları, denizi, yelkenliyi... O şiiri. O şiiri hep çok sevdim. Ve bana hep çok yardım etti."
Şiir mektubu almış. Bu kadar çok sevildiği ve yardımcı olabildiği için çok sevinmiş. "içimde şarkı bitti" diyen mısra nefis bir şekilde gülümsemiş.
İstanbul Kamyonlar kavun taşır ve ben Boyuna onu düşünürdüm, Kamyonlar kavun taşır ve ben Boyuna onu düşünürdüm, Niksar'da evimizdeyken Küçük bir serçe kadar hürdüm.
Sonra âlem değişiverdi Ayrı su, ayrı hava, ayrı toprak. Sonra âlem değişiverdi Ayrı su, ayrı hava, ayrı toprak. Mevsimler ne çabuk geçiverdi Unutmak, unutmak, unutmak. Anladım bu şehir başkadır Herkes beni aldattı gitti, Anladım bu şehir başkadır Herkes beni aldattı gitti, Yine kamyonlar kavun taşır
Fakat içimde şarkı bitti.
Cahit Külebi Görüntüleme sayısı: 311 | Yazdır | E-Posta
1. 09-10-2008 11:48 Ah O Şarkılar... Şarkı(lar) biter başlar, biter başlar, biter baş... Hayatın bu döngüsünü inanılmaz yalın satırlarla aktardığın için seni kalbinden öpüyorum İdil. "İçimdeki şarkı bitti" dizesinin sana gülümsemesini ben, bu döngüyü içselleştirmiş olduğun şeklinde yorumluyorum. Çünkü "kamyonlar hep kavun taşır" ve bittiği yerden başka makamda söylenir şarkı(lar) Nihavent, Hicaz, Hüzzam...Evet, şarkılar bitsin başlasın, bitsin, başlasın, bitsin, baş... Misafir 2. 15-10-2008 16:00 Asla bitmez. Şarkının bittiği yerde türkü var, saz var,caz var,opera var,su sesi var,kuş sesi var,sessizliğin sesi var... Sen rahat ol İdil ciğim ,sende bu yürek olduktan sonra için asla boş kalmaz.Sen de şiire bunu hatırlatmışsın zaten. Tebrik ederim.Şiirin de senden öğrenecekleri varmış demek ki. Misafir 3. 16-10-2008 00:23 Asla bitmez. Zaman içinde her varlığı se- ven yazarın da doğal olarak içinde ne şarkı biter ne de bes te... Kamyonun kasasında okunan 'o sevince'yazısıyla şiirde se- vilenleri hatırlamaya yazgılanır Misafir Yorum yaz powered by AkoComment Tweaked |
||||
| < Önceki | Sonraki > |
|---|



Bi varmış
