www.ikiciftlaf.net
Yazdır E-Posta
İrfan Erdoğan   

bar.jpegSelami her zamanki gibi elinde tespihi ile birahaneye girdi. İçerdekilere merhaba dedi, bıyığını elinin tersiyle sildi, sonra tekkenin (Barmenliğin) önüne oturdu...

Polonyalı garson Marina da Selami´nin yanina geldi.

“Ne içersiniz?” diye sordu.

Selami “Bir bira lütfen” dedi. Ardından cebindeki tütün tabakasını çıkardı ve bir sigara sarmaya başladı. Selami hem sigarasını sarıyor hem de birahanenin köşesinde baş başa sohbet eden Alman bayan ile bir Türk erkeğine dikkatlice bakıyordu...

Selami sigarasını sardıktan sonra sıkılaşsın diye bir kaç kez vurdu. Sonra dudaklarının arasına yavaşça yerleştirdi. Garson Marina ondan daha çabuk davranarak elindeki çakmakla Selami´nin sigarasını yaktı.

“Teşekkür ederim” dedi Selami onun gülen gözlerine bakarak.

Kendisinin de elinde olmadan birasını yudumlarken sık sık Türk ile oturan o bayana gözleri kayıyordu.

İlerleyen dakikalarda onlar Selami’nin bakmasından sıkılmış olacaklar ki, oradan kalktılar, başka bir masaya geçtiler. Ancak nedenini Selami’nin de bilmemesine rağmen onlardan gözlerini ayıramıyordu.

Birahanenin içi de tıklım tıklım doluydu ve sigara dumanı kalın bir sis gibi salona çökmüştü. Orada bir yandan çalınan müziğin ritmiyle insanlar dans ediyordu. Öbür tarafta masalarda oturmuş sık sık kadehlerini kaldırarak içeceklerini yudumluyorlardı. Kimileri de kendi aralarında yüksek sesle sohbet ediyordu. İçerde tam bir curcuna havası yaşanıyordu sanki...

Ama Selami kafayı tek başına bir masada Türk ile oturan Bayan’a takmıştı. İlerleyen saatlerde Garson Marina´yi yanına çağırdı. Onları gösterdi.

“Benden iki bira onların masasına götürür müsün?” dedi.

“Elbette efendim” dedi garson.

Bir ceylan çabukluğu ile Barmenliğe yöneldi. İki bira doldurduktan sonra baş başa konuşan bayan ile erkeğe götürdü.

Ancak onlar tanımadıkları birinden gelen içecekleri reddettiler.

Selami şaşkınlık içinde garsona “Neden reddettiklerini de söylediler mi?” diye sordu.

 

“Ben de olsam tanımadığım insandan bir içecek kabul etmem” dedi Marina ve ardında onun gözlerinin içine bakarak güldü. O gözler ben buradayken sen neden başkasını arıyorsun diyordu sanki...

Ancak ısmarladığı içeceklerin kabul görmeyişi onun onurunu kırmış gibiydi. Marina’nın

gözlerinden akan sevda ışıltılarının ayrımında değildi. Birahane salonundaki tüm sesler beynine yürümüş onu çimdikliyorlar gibi geldi ona.

Selami Garson Marina’nın elindeki tepsiden bir büyük bira aldı bir dikişte içti. Bardağı sert bir şekilde tepsiye bıraktı. Çıkan ses tüm gözleri ona çevirdi. O yumruklarını sıktı. Tırnaklarının avuç içini yardığının bile ayrımında değildi. Sert adımlarla birahaneye geldiğinden beri kafasına taktığı o çiftin yanına gitti. Alman kadının sandalyesine kendisini dayadı. Gözlerini onun karşısında oturan adama dikti, bozuk Almancasıyla başladı konuşmaya, zaten hırsında ağzından çıkan ses zor anlaşılıyordu:

“Size bira ikramında bulundum, neden geri çevirdiniz? Anladığım kadarıyla sen de Türksün”

Öbürü tasdik etmek için başını salladı. “Doğru ben de Türkiyeliyim” dedi.

Selami yumruğunu masaya vurdu ve konuşmasını sürdürdü:

“Ne çabuk gelenek ve ananelerimizi unuttunuz, ikram nedir bilmez misin?” diye çıkıştı. Öbürü koca bir fırtınanın geleceğinin ayrımında oldu. Ama sakinliğini sürdürerek konuştu.

“Evet Türkiyeliyim, halkımızın ikram severliğini elbette bilirim. Ancak bizim halk olur olmaz ikramda bulunmaz, sadece tanıdıklarına ve sevdiklerine veya gereksinimi olanlara ikramda bulunurlar. Ne ben, ne de birlikte evlenme hazırlıklarını konuştuğum nişanlım seni tanıyoruz. Biz tanımadığımız birinden gelen ikrama önce şaşırdık. Sonra da herhalde birilerine benzetti diye düşündük.”

Selami başını salladı, sesini yükselti.

“Geleneklerimizde göreneklerimizde tanımıyorum, bilmiyorum yok aslanım. Bunu bilmen gerek. Ayrıca bir erkeğin ikramını geri çevirmenin ne olduğunu bilmen gerek. Bu hakarettir.“

Alman kadın ona baktı “Lütfen bizi rahat bırakın, öyle gereksiz tartışmalara gerek yok. Aklı başındaki bir insan tanımadığı insanların masasına içki yollamaz. Ayrıca biz de tanımadığımız bir insandan içki ikramı kabul edecek kadar aptal değiliz” dedi.

Bu sözler Selami’yi iyice çileden çıkardı.

Kadına bakmadan konuştu: “Kes bre kadın sesini! Biz erkekler konuşuyoruz. Bir kadınin iki erkeğin konuşmasının arasına girmemesi gerektiğini öğren!...”

“Öbürü ona göz kırptı. “O sarhoş aldırma” anlamında.

Kadın kalktı ayağa. “Mehmet kalk gidelim. İnsanın bünyesi içki götürmüyorsa içmez. Kimsenin içip içip başkasını rahatsız etmeye hakkı yok” dedi.

Ahlaksızlık ve terbiyesizliğin sınırını aşıyorsunuz” dedi Selim kadına gözlerini dikerek.

Mehmet olayı tatlılıkla sonuçlandırmak istedi. Karşısındaki elleri titreyen kadının ellerine uzanıp onları ovalayarak “Karin sen sus!” dedi. Sonra başını kaldırdı, yeniden Selami’ye bakarak konuştu:

“Sizden rica ediyorum, bu konuyu kapatalım. Bizim de fazla zamanımız yok. Bizi daha fazla meşgul etmeyin. Size hakaret etmedik. Zaten böyle bir davranış için bir gerekçe de yok. Elbette lafı nereye çekersen oraya gider. İnanın sizin bunu hakaret kabul edeceğiniz aklımızın köşesinden bile geçmedi. Sadece daha fazla alkol almamak için ikramınızı nazikçe geri çevirdik. Kaldı ki siz masamıza geldiniz hem bana hem de Alman da olsa bir bayan üstelik, arkadaşım, doğrusu nişanlım olacak kadına hakaret ediyorsunuz. Sizin bilmeniz gerekmez mi bir Anadolu erkeğinin hiç bir gerekçe ile bir kadına hakaret etmeyeceğini? Bu bizim erkeklik ahlakımıza yakışır mı?”

Selami iki elini masaya koydu gözlerini iyice Mehmet’in gözlerine yaklaştırarak dikti ve sesini daha da yükselterek konuştu.

“Ulan boynuzlu kavat, yanına bir Alman orospusu alarak bana ahlak dersi vermeye kalkma yoksa seni burada perişan ederim!...”

Mehmet ayağa kalktı. Sesini ilk kez yükseltti. “Haddini aşıyorsun ve terbiyesizlik ediyorsun.

Haydi git kendi masana insan gibi otur” cümlesi ağzından çıkar çıkmaz bir eliyle kadının tepesini bastırdı ve tüm gücü ile Mehmet’in burnuna bir kafa vurdu.

Onun burnu da patlayan bir borudaki su gibi fışkırmaya başladı. Karşılıklı yumruklaşmalar başladı. Karin’in ve onlara yakın masalarda oturan kadınların çığlıkları birbirine karıştı.

Garson Marina da hem olanlara şaşırmıştı hem de korkudan ağlıyordu. O sık sık tek başına gelip sesiz sesiz birasını içip sonra iyi bir bahşiş bırakarak giden Selami’ye sempati duymanın ötesinde bağlanmıştı. Çok yakışıklı, kibar, sessiz bir genç olarak tanımıştı.

Bu olanlara bir anlam veremedi. Daha kargaşa sürerken polisler geldiler. Onun koluna girdiler, alıp gittiler. Garson Marina günlerce uyuyamadı, her akşam onu bekledi. Ama o gelmedi. Sonra polislerden onun kaçak kaldığı ve çalıştığı saptandığı için yurt dışı edildiğini duyunca tüm beklentileri de mezara gömüldü. Günlerce ağlamaktan kendisini alamadı...

 


Görüntüleme sayısı: 281 | Yazdır | E-Posta

Yorumlar (3)
RSS yorumları
1. 27-11-2008 22:49
Selami-Selim
Sevgili İrfan Erdoğan 
İlk öykünüz mü bilmiyorum. Sanıyorum bir kerede yazmış göndermişsiniz. Bir kaç kez okumuş olsaydınız öykünüzde Selami'nin üç yerde Selim'leştiğinin ayırdına varacaktınız. 
Bir de sanıyorum yıllardır Avrupa'da yaşadığınız için tütün tabakası dilinizde "Tütün tabağı"na dönüşmüş. Kişiler karışmış, tümceler karışmış... 
Bana kızmayın olur mu? 
Sadece dikkatinizi çekmek istedim. 
Başarılar.
Misafir
Bu e-posta adresi spam korumalıdır. Lütfen JavaScriptleri etkinleştirin.
2. 28-11-2008 01:09
merhaba kadir agabey...
elestirin ve ciddi uyarin icin cok tesekkür ederim,ilk öyküm degil ama hala acemiyim.haklisin demekki iyi incelememisim yayinlayan arkadaslar da dikkat etmemisler biraz.Sanirim bu uyaridan sonra düzeltilir...gercekten bu tür elestirileri hep aradim ilk defa siz yaptiginiz icin öncelikle tesekkür ederim,bundan sonra da daha dikkatli olacagima güvenebilirsiniz...saygilar
Misafir
Bu e-posta adresi spam korumalıdır. Lütfen JavaScriptleri etkinleştirin.
3. 28-11-2008 11:01
yazıların yayınlanması
Sevgili dostlar, 
Sizden gelen yazıları yayınlarken üzerinde (imla hariç) oynama yapmamaya özen gösteriyoruz. Gerisini yorumlara bırakıyoruz. Talebiniz üzerine Kadir Bey'in uyarıları doğrultusunda düzeltme yaptık. Yayınlanmak değil eleştiri ya da yazılar üzerinde çalışma yapmak istediğinizde belirtirseniz seve seve ilgileniriz. Çalışmalarınızda başarılar dliyoruz.
Misafir
Bu e-posta adresi spam korumalıdır. Lütfen JavaScriptleri etkinleştirin.

Yorum yaz
İsim:
E-posta:
Başlık:
Yorum:

Ek yorumlar konusunda bana e-posta aracılığı ile ulaşılmasını istiyorum.
Basit işlemi yapmanız gerekiyor: 6 + 1 =

powered by AkoComment Tweaked

 
< Önceki   Sonraki >