www.ikiciftlaf.net
Engin Başa İle Fotoğraf Sanatı Üzerine İkiçiftlaf Yazdır E-Posta
Gülçin Erim   
Makale İndeksi
Engin Başa İle Fotoğraf Sanatı Üzerine İkiçiftlaf
Sayfa 2
MySpace, eBay ve ya kendi websiten için resimlerinin ve fotoğraflarının 
slideshowunu hazırlaSlideshow daki tüm resimleri göster

Bize biraz kendinizi tanıtır mısınız?

Yıllarca bir yayın evinde satış yöneticiliği yaptım. Aktif pazarlama içinde bulundum. Çocukluğumdan beri de içimde bir fotoğraf merakı vardı. Sanatın hemen hemen her dalına ilgi duyan bir insandım ama fotoğraf daha çok çekti beni nedense. Son yıllarda ise tamamen fotoğrafa yöneldim. Daha sanatsal anlamda fotoğraflar çekmeye ve paylaşmaya çalışıyorum. Ben fotoğrafa aşık bir insanım. Başka türlü de yapılacak bir şey değil zaten. Eğer aşk yoksa, istediğiniz kadar paranız olsun, istediğiniz kadar iyi cihazlarınız olsun, bununla ilgili hevesiniz olmazsa mümkün değil, yapamazsınız bu işi.

Siz ne tür fotoğraflar çekiyorsunuz?

Ben hep hikâyeli, yani bir hikâyesi olan fotoğrafları, o anları dondurmayı çok seviyorum. Fotoğraflarıma bakan insanların, bir ressamın elinden çıkmış bir resmi seyreder gibi fotoğraflarımı seyretmesini ve hissetmesini çok istiyorum. Fotoğraflarımı da hep bu anlamda çekiyorum. Son dönemlerde zaten tamamen sokak ve model çalışmalarına ağırlık verdim; ama kurgularımda ve modelli çalışmalarımda bile bir hikâye olsun istiyorum. Bazen, iç dünyamı yansıtmayan fotoğraflar da çekiyorum. Fotoğrafçı olarak tüm teknikleri deneyen, seven ve yeniliklere açık biriyim.


Size yakın gelmeyen, içinizin istemediği şeyleri çekmek de fotoğrafa ait bir şey mi?


Tabii ki öyle. Örneğin, ben manzara çekmeyi sevmiyorum. Ama bir gün, saat 15:30'da Kadıköy meydanının Haydarpaşa’ya bakan bir bölümünde bir tane insan yoktu. Hemen deklânşöre bastım. Çünkü yakalanması mümkün olmayan bir andı. Düşünsenize, saat 15.30 ve bir tane insan geçmiyor! Mekânın yalnızlığı… O karemi çok seviyorum. Çünkü orada bir şey anlatıyorum ben. Bu tarz manzaraları fotoğraflamak çok keyifli benim için. Haydarpaşa’yı, Kız Kulesi'ni herkes renkli çekmiştir, ben siyah beyaz yaptım ki çok değişik oldu. Bunu söylememin nedeni, Kız Kulesi çok karelenen bir mekân . Herkes gündüzünü çekti, gecesini çekti, öylesini çekti, böylesini çekti… Ama ben, “Kız Kulesi böyle de çekilir,” demek istedim. Sanat, hissediş ve hissettirmedir bana göre. Ben bir fotoğrafa, resme baktığım zaman hissetmeliyim bir şeyleri. Ama bir Dali'yi sevmeyebilirim, bir şey hissetmem. Bazıları da sever. Sanat göreceli bir kavramdır. Kimi sevecek, kimi sevmeyecek, kimi beğenecek, kimi beğenmeyecek…

Ben şuna inanıyorum, bir sanatçı kendini tekrarladığı zaman en büyük tehlike oradadır. Eğer sanatçı kavramını kendine yakıştırıyorsa, “Ben fotoğraf çekiyorum ve onu sanat olarak yapıyorum” diyorsa, bu profesyonel amatör olsun hiç fark etmez, kendini tekrarlamamalıdır. Zaten Türkiye’de bu işi yapan profesyoneller çok az. Yani sanat anlamında profesyonellerden bahsediyorum, stüdyo fotoğrafçılığından bahsetmiyorum.

kadkoy.jpg 

Peki bu anlamda fotoğraf nedir desek size?

Kısaca ışık ve görme sanatıdır diyebilirim. Işığı iyi kullanma ve görme sanatı. Ama istediğiniz kadar görün, tekniğini ve ışığı yakalayamazsanız kötü kareler pozlar çekersiniz.

Sevdiğiniz fotoğraf sanatçıları kimler?


Ara Güler’in siyah beyaz fotoğraflarını tabii ki çok beğeniyorum. İsa Çelik'in fotoğrafları sonra… Behiç Günalan, Levent Yavuz'un inanılmaz portreleri vardır, çok çok beğenirim. Baki Rami Suiçmez.. Bunların hepsi fotoğraf sanatında çok usta isimler. 

Fotoğraflarınızda hep bir öykü, bir şiir var gibi.

Siz bu konuda neler söylemek istersiniz?


Evet, ben manzara bile çeksem bir  hikâyesi, bir ruhu olmalı mutlaka. Özellikle ifade ve ruhu...


Fotoğraflarınıza bir başkasınınmış gibi baksanız nasıl bulurdunuz?


Çok beğenirdim (gülüyor). Çünkü kendi fotoğraflarıma benzer fotoğrafları çok beğeniyorum. Sosyal olarak, özellikle sokak çalışmalarını çok seviyorum. Çocuk fotoğraflarını, çalışan çocukların fotoğraflarını…


Peki bir fotoğraftan siz ne beklersiniz?


Ben önce de söylediğim gibi hikâye bekliyorum. Sadece bakacağım ve hikâyesi olacak. Hikâyesinden ve tekniğinden etkileneceğim. Bir de Memduh Ekici'nin bir sözü vardır, hiç unutmuyorum -ki biz ona ‘ustam’ deriz- bir röportajında "Fotoğraf eğer dostluklara ve arkadaşlıklara vesile olmuyorsa, dünyanın en iyi fotoğrafını çekseniz ne olur!" der. O söz bütün sanat dalları için de geçerli. Ben de sanatın, birleştirici-buluşturucu, dostluklara ve arkadaşlıklara vesile olan gücüne çok inanırım.


Fotoğraf, sanatçının hayata bakışı ile de ilgilidir diyebilir miyiz?


Tabii ki ilgilidir. Hikâyesi olan çalışmalar yapıyorum dedim ya, çocukluğumdan da çok etkilenmişimdir mutlaka.Tamirci çocuklarını, sosyal konulardaki fotoğrafları çekiyor olmam, benim yedi yaşımdan beri çalışmamdan kaynaklanan bir durumdur. İç dünyamı yansıtıyordur belki. Yaz gelsin istemezdim o zamanlar. Babamın berber dükkânı vardı, ben yazları orada çıraklık yapardım. Bütün arkadaşlarım yaz geldiği için sevinirken ben çalışırdım Çok berbat bir şeydi. Düşünsenize, çocuksun, yedi yaşındasın, gecenin onbir onikisine kadar çalışıyorsun, uykun geliyor, bilmem ne oluyor…


Hüzün, fotoğraflarınızda baskın bir tema gibi yanılıyor muyum?


Evet, benim neşeli karem yoktur çok fazla. Ben hüznü işlemeyi çok seviyorum, ama her hüzünde tüneldeki ışığı da hissettiriyorum fotoğraflarımda

Peki hüzün neden bu kadar seviliyor?


Çünkü hüzün hayatın temelinde var. Yine de, içinde hüzün barındırsa bile sanatın umuda açılan pencereleri mutlaka olmalı diye düşünüyorum. Örneğin sokak çocukları, fotoğraflarını çekerken gülüyorlar. Bu gülümseme umuttur işte. Ama ben gülseler de ardındaki hüzünle ilgileniyorum daha çok.


Fotoğrafçı  için "o an" ne demektir, anı dondurmak nasıl bir duygu?


"O an" karelerini de çok seviyorum. Ama onda da hikâyeler olacak. Portreler örneğin, o andır benim için. Uzaktan, haber vermeden çektiğim… Yüzüne baktığınız anda bir insanın bütün hikâyesini görebiliyorsunuz. Bunu yapan çok iyi fotoğrafçılar var ve ben de bunu yapmak istiyorum, özellikle çocuk portrelerimde. Bu benim çok etkilendiğim bir şey..

Günlük hayata bir fotoğraf karesi arar gibi baktığınız oluyor mu?

Ee oluyor tabii. Sokakta çok iyi bir ışık gördüğüm zaman, çok iyi bir portre gördüğüm zaman, çok iyi bir kompozisyon gördüğüm zaman dikkatimi çekiyor ve öyle bakmaya başlıyorum. Yolda yürürken, otobüse binerken öyle bakıyorum. “Ne güzel kareler çıkar,” diyorum.


Kafanızda yapmak istediğiniz bir proje var mı?


Türkiye'nin gerçek yüzüyle ilgili fotoğraflar çekmek istiyorum. Özellikle de işçi çocuklar… Öyle bir projem var. Sanayilere gidip çalışan çocukları fotoğraflamak istiyorum. Bir de

keşke imkânım olsa da Doğuya gidebilsem. Doğudaki o çocukları çekebilsem. Ayağında hâlâ lâstik olanları, o kara kışta üç kişilik beş kişilik okullara gidenleri, okullara hiç gidemeyenleri… Ama şu andaki imkânım ancak İstanbul için.


Fotoğraflamaktan özellikle keyif aldığınız bir konu var mı ?


Söylediğim gibi sokak çalışmalarını çok seviyorum. Kompozisyonlu sokak çalışmalarını, yani sokak-insan.. Özellikle de ezilmiş insanlar, yüzünde ifadesi olan insanlar, yaşlı portreler, yılların yorgunluğunu ve acısını yüzünde okuduğum insanların portreleri…

Fotoğraftan para kazanılıyor mu?


Fotoğraf sanatını yapan insanlar, sanat olarak çektikleri fotoğraflardan para kazanamazlar genellikle Türkiye'de. Hâlâ fotoğraf, sanat mı değil mi diye tartışılıyor maalesef. Stüdyo fotoğrafçılığından para kazanabilirsiniz ancak. Para kazanmak için, profesyonel olarak eğer bu işe bağımlı kalırsanız ya dergilerle anlaşıp onlara fotoğraf satacaksınız ya ürün kataloğu yapacaksınız veya gidip şipşakçılık yapacaksınız. Ama sanat yaptığınız fotoğraflardan para kazanma şansınız çok az.

Peki para kazanılmadığını söylüyorsunuz, sanatçı için fotoğraf çekmek maliyeti yüksek bir şey mi?


Maliyeti yüksek elbette. Örneğin vasat bir başlangıç makinesi 1500 ytl. Düşünün artık gerisini. Daha ilerisi içinse çok daha fazla yatırım gerekiyor. Donanımlı bir bilgisayarınız olacak, fotoshopu bileceksiniz vs.


Okuyucularımız sizin fotoğraflarınızı nerede görebilirler peki?


İnternette bulabilirler. Biri yabancı altı fotoğraf sitesinin üyesiyim. Fotodom, Fotokritik,  fotono1,  fotoalem, fotoğraflar net gibi sitelerde yayımlanıyor fotoğraflarım. Bir de ben tanıdık tanımadık herkese yardımcı olmaya çalışıyorum. Her gün onlarca fotoğraf hakkında yorum olsun, fikir olsun, onlarca arkadaşla iletişim halinde oluyorum bu sitelerde.

Son bir soru. fotoğrafa ilgi duyan merakı olan insanlar için yapmak istediğiiz bir proje var mı kafanızda?


Aslında var. İstanbul’daki -bu tecrübe ile de sabittir- kursların, insanlara fotoğraf öğretmediklerini, öğretemediklerini düşünüyorum. Çünkü hepsi ticari kaygı taşıyor. Çok duyuyorum, o kursları bitirip daha makinenin enstantanesini, diyaframını bilmeyen insanlar var ne yazık ki. Ben böyle bir kursu kafamda düşündüğümde, şöyle bir şey yapmak istediğimi biliyorum: Ben bir kurs vereyim, bu kurs hem çok ucuz olsun hem de gerçekten öğretici olsun. Nasıl olsun bu? Teorik eğitimi çok az tutalım, pratikten öğretelim.


Neler yapacaksınız pratikte?


Dışarıda, sokaklarda doğrudan çekimle... Çünkü en iyi fotoğraf çekerek öğrenilir. Gösterme imkânınız olur. Ben şimdi burada üç saat ders vereyim, hiç birşey anlaşılmaz, dışarı çıkalım beş dakikada anlatırım anlatmak istediğim şeyi. Teori ‘hiçbir şeydir’ demek istemiyorum, ama pratik olmazsa sadece teori hiçbir işe yaramaz. Buna paralel olarak fotoğraf gezileri düşünüyorum. Bakalım, plânlıyoruz, olursa duyurularımızı yaparız.



Görüntüleme sayısı: 1404 | Yazdır | E-Posta

Yorumlar (16)
RSS yorumları
1. 28-11-2008 11:45
selamlar
Engin çok kaliteli fotoğraflar çeken bir sanatçıdır onun fotoğraflarına bakmak bana huzur veriyor çünkü çok içten ve samimi başarılarının devamını diliyorum.....
Misafir
Bu e-posta adresi spam korumalıdır. Lütfen JavaScriptleri etkinleştirin.
2. 28-11-2008 12:32
...
Umarım herşey gönlünce gerçekleşir sevgili Engin... projelerine bir an önce başlarsın... Ben seni bir an önce güzel yerlerde görmek istiyorum, çünkü bunu sonuna kadar hak ediyorsun.
Misafir
Bu e-posta adresi spam korumalıdır. Lütfen JavaScriptleri etkinleştirin.
3. 28-11-2008 13:03
Teşekkürler...
Keyifle takip ettiğim ve çok saygı duyduğum fotoğrafçı hakkında detaylar edinmemize aracı olduğunuz için teşekkürler...
Misafir
Bu e-posta adresi spam korumalıdır. Lütfen JavaScriptleri etkinleştirin.
4. 28-11-2008 13:59
Teşekkürler...
Engin'i şahsen ve fotoğraflarınıda tanırım evet dedikleri doğru manzara çekmeyi pek sevmiyor..bende portre çekmeyi sevmiyorum durumu bu şekilde dengeleyebiliriz :)ama bakış açısınıda bilirim. 
 
son olarak engin ;umarım kafandaki projeleri bi şekilde hayata geçirmeyi sağlarsın... 
yolun açık olsun ,selamlar
Misafir
Bu e-posta adresi spam korumalıdır. Lütfen JavaScriptleri etkinleştirin.
5. 28-11-2008 14:19
Sevdigim Fotograf Arkadasim
Ben Almanya da yasiyan Reklam Teknisye niyim ayrica Reklam Fotografcisi. Türkiyedeki Fotograf sitelerini seyretmeye basladigim andan beri Engin in kareleri hep gözüme carpmis ve takip etmisimdir, kendisini Basarili buluyor, cani gönülden kutluyor ve tebrikediyorum. Gercektende kendisinin dedigi gibi Fotograflarinda bir hikaye okumktayim. Tekrar tebrik eder, basarilarinin devamini dilerim.
Misafir
Bu e-posta adresi spam korumalıdır. Lütfen JavaScriptleri etkinleştirin.
6. 28-11-2008 16:10
güzel bir röportaj...
Çok samimi ve içten bir yazı okudum.Öncellikle arkadaşım Engin'e çok tşk ediyorum resimlerni ve düşüncelerini bizlerle paylaştığı için.Doğu projesini de gönülden destekliyorum...TEBRİKLER ENGİN BASA.
Misafir
Bu e-posta adresi spam korumalıdır. Lütfen JavaScriptleri etkinleştirin.
7. 28-11-2008 17:47
Seninle Gurur Duyuyorum Engin
Tebrik ediyorum Arkadaşım, bu yolda emin ve başarılı adımlar ile ilerliyorsun.. 
Başarılı çalışmalarının artarak devamını diliyorum. 
Sevgilerimle.
Misafir
Bu e-posta adresi spam korumalıdır. Lütfen JavaScriptleri etkinleştirin.
8. 28-11-2008 17:49
tesekkurler
Engin beyin goruslerini duyurdugunuz icin tesekkurler. 
Guzel fotograflar cekmeye devam etmesi dilegiyle
Misafir
Bu e-posta adresi spam korumalıdır. Lütfen JavaScriptleri etkinleştirin.
9. 28-11-2008 20:03
Tebrikler ve başarılar...
Engin beyi tanımama sebep olan konu fotoğraf olmuştu. gerçekten mükemmel kareleri var. Herşeyi tam, eksiksiz yapmayı seven bir abimiz. İstanbul'da olduğu gibi yakında tüm Türkiye'de onun da adının duyulacağına inanıyorum. Tekrardan başarılar diliyorum Engin Bey...
Misafir
Bu e-posta adresi spam korumalıdır. Lütfen JavaScriptleri etkinleştirin.
10. 28-11-2008 18:25
farklı
Engin Başa farkı var tüm çalışmalarında...Herhangi bir fotograf sergisinde Engin beyin fotografını bilmesem de bulabilirim...kendine özgü bir çizgisi var...özel biri...Tüm projeleriniz gerçekleşmesi dileğiyle...Sevgiler
Misafir
Bu e-posta adresi spam korumalıdır. Lütfen JavaScriptleri etkinleştirin.


 
< Önceki   Sonraki >