|
18.12.1996
tarihinde yokluklar içinde yaşama veda eden Eyşe Şan’ın sesi
en duru akan bir nehrin hüzünlü çağıltısı gibidir. Yaşadığı
derin acılar en neşeli şarkılarını bile insanın içini eriten
ağıtlar şeklinde okumasına yol açmıştır. Eyşe Şan,
ülkesizliğin ve gerici bir toplumun verdiği ıstırap ve
yoklukları kendinde biriktirmiş bir sanatçıdır.
Ne zaman
Ayşe Şan ismini duysam başına siyah bağlamış acı çeken kadın
geliyor aklıma. Eyşe Şan, Kürt kadının yaralarını iyi
biliyordu; çünkü kendisi bizzat yaşamıştı. Kürt kadını
kocadan, babadan, sevgiliden, toplumdan ilahi düzenden hep
çekmiştir.
Bütün Kürt kadın dengbéjler yas şarkılarını
söylemiştir. En içten yas şarkıları Kürt kadının icra
ettikleri şarkılardır. Lawiké Metînî, Cembelî, Hey Wax Dayé,
Xalé Cemîl unutulmaz kadın klamlardır.
Bütün sanatçılar
renklerini büyüdükleri maddi ve manevi coğrafyadan alır. Baskı
ve aşk her zaman sanatın tetikleyicisi olmuştur. Siyasal ve
toplumsal baskıdan hiç kurtulmayan Kürt coğrafyasında yaşamak
ve kadın olmak icara edilen sanatı daha da derinlikli ve içten
kılmıştır.
Bu coğrafyada aşk hep kanamıştır. Yarasız
hiç bir aşk yoktur. Mutlu bir aşk klamına ya da hikâyesine ender
rastlarsınız. Aşk da ülkesine benzer; kanayan bir coğrafyada
“mutlu” aşk da çok zordur.
Eyşe Şan’ın sesi bu her
şeyi ile kanayan bu coğrafyadan gelir;“Acı”dan ötedir Eyşe
Şan’ın sesindeki tınılar. Eyşe Şan’ı dinlerken acı çeken
kadını, ülkesizliği, düşleri sürgün edilmişleri, hayatlarını
inandıkları uğruna verenleri, kavuşmamışlıkları ve yarım
kalmış hayatları görmemek mümkün müdür? Eyşe Şan’ın sesi
ağlayan bir ülkenin sesidir. Nehirlere söylenen ağıtların,
gidip de dönemeyenler ardında anlatılan destanların ve Fırat ile
Dicle arasındaki topraklarda yaşanılanların çığlığının
sözde hayat bulmasıdır Eyşe Şan’ın sesi.
Ülkemin
Fadosu Eyşe Şan’dır. Fado, hüznün, kaderin ve yazgının
müziğidir. Kaderine isyan etmedir. Fado, 19 yüzyılda Portekizli
kadınların denizlere açılan ve gelemeyen sevdiklerine denize
karşı söyledikleri yas şarkılarıdır. Eyşe Şan, Dicle nehrine
nice ağıtlar söylemiş Dicle’ye yüklenen sesi ülkesini
baştanbaşa dolanıp bir efsaneye dönüşmüştür.
Belki
de Kürtçedeki “Şîn” ( yas) rengini nehirlerin maviliğinden
almıştır. Nehirleri ağıt olan ülkenin sürgün kızı Eyşe Şan
annesine( Elif) yaktığı ağıtı Dicle nehrine gözlerindeki
yaşlarla birlikte bırakır.
“Kurban olduğum anam, hafif
dalgalarla akar Dicle suyu.
Kurban olduğum anam, dalga dalgayı
aşar kıyaya vurur Dicle suyu.
Bütün şarkılarını
yaşamından damıtan Eyşe Şan 1938 yılında Diyarbakır’da
dengbej (Ali) bir babanın kızı olarak doğar. Kıyısız bir nehir
gibi yurttan yurda sürülür, kendi toprağında gönül
ferahlığıyla akma şansını hiç yakalayamaz. Adresiz yurtsuz
olmaktan kaynaklansa gerek Eyşe Şan nerdeyse bütün şarkılarında
“Gurbet ve kimsesizlik” anlamına gelen “Ez Xerîb im” sözünü
bir hıçkırık gibi en çok sevilenin ardından dökülen gözyaşı
gibi durmadan yeniler durur.
Kaderci olmadı hiç Eyşe
Şan. “Qederé” şarkısı Ayşe Şan’ın aileye töreye ve
kendisine çizilmek istenen kadere karşı başkaldırısıdır.
“Qederé” şarkısı Kürt kadının isyan çığlığıdır.
lé qederé malik şewityé tırsa min ji wé tirsé tu yaqa
min berbedî
te daré çuquré daye ser piyé min séwiya xwedé
ji
welat derxistim mal xerabé te ez gerandim war bi war yar yar
ay
lé Qederé wele tirsa min ji wé tirsé tu yaqa min bernedî heya
roka vé miriné
Oy Kader, korkulardan en büyük korkum
yakamı bırakmamandır.
Allahın zavallısının boğazını
sıkmışsın.
Ülkemden sürdün, diyar diyar dolaştırdın beni
ey lanetli Kader
Oy Kader, korkulardan en büyük korkum ölüm
gününe dek yakamı bırakmamandır
Yaşamı hep acılar
içinde geçen Eyşe Şan isyan ettiği kaderine bir türlü galip
gelmeyi başaramadı. Özel yaşamından dolayı ailesi tarafından
reddedilmek yetmiyormuş gibi gerici toplum onu lanetledi. Bunların
acısını yüreğine gömüp şarkılarında isyana dönüştüren
Eyşe Şan özgürdü kendi olmanın bedelini acı çekerek ödeyen
bir özgür kadın
Bu gün bile kadının toplumda kendisini
kabul ettirmesi çok zor iken Eyşe Şan genç yaşta baba evinde
ayrılmak zorunda kalır. . Antep’ e gider. Sanatta ilk ciddi
adımlarını bu yıllarda atar. Antep radyosunda çalışmaya
başlar. Kürtçe yasak olduğundan Türkçe şarkılar okur. Birçok
sanatçı gibi, sanatın merkezi İstanbul’a gider. İstanbul’da
konserler verir Kürtçe, Türkçe… İlk kasetinde ünlenir.
Özellikle bölgede büyük bir hayran kitlesi edinir.
Erkeklerden
çok kadınların şarkıcısı olan Eyşe Şan feminizmi tanır
mıydı ya da feminizmin teorik olarak neler içerdiğini bilir miydi
acaba. Feminizmi tanısın tanımasın o yüreğinin isyanı ile
kadınların yanında yer almış şarkılarında kadınların dili
olmaya çalışmıştır protest bir dille. Çokeşliliği reddettiği
şarkısı hala dilden dile dolaşmaktadır.
Wele te nagirim,
bille te nastînim
Derdê hewiyê welle nakşînim
Dayê ez
nagirim bavo nastînim
Derdê hewiyê welle nakşînim
Jinên
wî didî ye, çavê wî birçîye
Li malê pevçûye, wele
nastînim
Billâh istemiyorum, vallah seni
istemiyorum
Kuma kahrını çekmek istemiyorum
Anne
istemiyorum, baba istemiyorum
Kuma kahrını çekmek
istemiyorum
İki kadını var, aç gözlüdür istemiyorum
Evde
kavga var, seni istemiyorum
Bundan dolayıdır ki Kürt kadını
Eyşe Şan’ı bağrına basmıştır. İçlerinden bir ses onları,
onların sorunlarını sesi ile anlatıyordu. Eyşe Şan’ın
sesindeki hüzün bin yıllardan gelen birikmiş tüm acıların
toplamıdır.
Eyşe Şan, gördüğü baskılardan dolayı
Bağdat’a gider. Bağdat radyosunda ‘Eyşana Elî’ adıyla
şarkılar okur. Daha fazla ünlenir ve tam anlamıyla bir efsaneye
dönüşür.
Eyşe Şan’ı hüzün ve yazgı müziğinin
“Tacı” olarak tanımlamak yerinde olur kanısındayım. Hiç
kimse Eyşe Şan gibi yazgıyı( kaderi) iyi dile getirmemiştir
müzikte. Eğer Fado yazgının ve hüznü müziği ise Eyşe Şan
Kürt coğrafyasının Fadosudur.
Were yar… qederé
yar
Çibikim mîna qedera xelké tu j imin re nebûyî yar
Te
ez kirim peyakî rédurî westiyayî
Tu bûyî siwarekî bi rim û
bi mizraq
Li ser pişta séwîyéen xelké bûyî siwar
Lé
qederé te goşté min heland
Lé stuyé min li xelké dikî
xwar
Lé qederé te ji xwe re ez kirime ticar
Tu j imin re bûyî
bazar
Te ez kirime ticarekî nezan
Bi bazara xwe nizanim kirime
zirar yar yar…
Lé qederé malik şewityé
Te ze kirime
şivanekî aliyé gula qiréj
Tuyî li dawî bûyî gurekî
Siba
tu birçîyî yar
Oy yar… Kader yar
Ne yapayım
başakların kaderi gibi benim için yar olmadın
Beni yolu uzak,
yorgun ve yaya bir yolcu yaptın
Sense yaylı, mızraklı bir
süvarisin
Oy kader canımı erittin
Boynumu büktün halk
içinde
Oy kader beni bir şey bilmez bir tüccar
Kendini mal
yaptın
Pazarlık bilmem, zarar ettim Kader
Oy lanetli
kader
Kıraç yerlerde çaban yaptın beni
Sense sürünün
ardından gelen bir kurt oldun
Sürekli açsın yar…
Eyşe
Şan, açıktan kimseye isyan edemediği için Felek’e, Kader’e
isyan etmiştir. Oysa kader ya da felek denilen aslında ilahi
düzendir. Eyşe Şan topluma, sisteme, töreye bir bütün olarak
tabuya isyan ederken kadere “oy felek” diyor.
Eyşe
Şan’ın annesini ölüm döşeğinde bile görememesi ne kaderdir
ne de feleğin bir oyunu. Ailesi Eyşe Şan’ı evlatlıktan
atmıştır. Çünkü Eyşe Şan, kendi olmayı başarmış feodal
topluma karşı bayrak açmış bir kadındır. “Ben kadınım, ben
insanım” dediği için aile tarafından kabul görmemiş
Diyarbakır Dicle Fakültesi hastanesinde annesi öldüğünde
yanında olamamıştır. Erkek kardeşleri onu asla görmek
istememişlerdir.
HEY WAX DAYÊ
Dayîkê qurban ava
çemê Diyarbekir dîsa îro diherike leme leme eeee
Dayê qurban
ji xwe re pêl bi ser pêlê dixe diavê keleme ee
Heçî xanim
dîsa îro dilé min şewit dayika min ket bîra min e.
De hestiré
çavé min xerîba Xwedé fena barana biharé té ji xwe re
nasekine.
De ey wax dayé xerîb im dayé de ey wax dayé bé
kesim dayé.
Kesé min nema lir ruyé vé dinyayé dayé dev giran
im dayé
Ey wax dayé mala min e mala min e
dayika min
dinale haya min tunîne
Der û cînaran dibén Elîf xatun, em
bangbikin keçika te Zéra Salîha yé
heçî xanim dibé ez
naxwazim kesek bé ser min e
de wele hune ji bo Xwedé telefoné
vekin li telé bixin
bira Eşyana min a dilşewtî were ezîza ber
dilé min e
de bila were min bibe dixtor û hekîman
wele ji
xeyna Eşyan min kesé min tunîn e
De hey wax dayé xerîb im
dayé de ey wax dayé bé kesim dayé.
Kesé min nema lir ruyé vé
dinyayé ez bimirim dayé
De hey wax dayé mala min şewitî
mala min é dayé.
Kula Xwedé bikeve mala bavé Osé Salîha yé
Dizanibûn ez li ku me xebereké ji bo xéra xwedé nedane min
e
Wele heyfa şîr û emek te dan ewladé béxér
Li koşé
hestexané bé kes û bé xwedî elî danine ber seré tene dayé
De
ey wax dayé xerîb im dayé de ey wax dayé bé kesim dayé.
Kesé
min nema lir ruyé vé dinyayé ez bimirim dayé
**
Kurban
olduğum anam, hafif dalgalarla akar Dicle suyu.
Kurban olduğum
anam, dalga dalgayı aşar kıyaya vurur Dicle suyu.
Oy hanım,
bugün annemi andım yine ıstırap içindeyim.
Gözyaşlarım
bahar yağmurları akar durmaz.
Oy anam, gurbetteyim anam,
kimsesizim anam.
Yalnızım yeryüzünde; suskunum anam…
oy
anam, yerim yurdum anam.
Anam inler haberim yoktur.
Komşular
Elif Hanım kızın Saliha’yı çağıralım, der.
Kimsenin
gelemsini istemem; Allah için telefon açın
Istıraplı Ayşem,
yüreğimdeki azizem gelsin
Hekimlere göstersin beni
Ayşem’den
başka kimsem yok.
Oy anam, gurbetteyim anam,
kimsesizim anam
Yalnızım yeryüzünde öleyim anam.
Oy
anam yurdum anam, içim yanıyor evim yıkıldı anam.
Allahın
Lanet yağsın Osé ve Saliha’ya
Yerimi biliyorlardı haber
vermediler bana anam.
Vicdansız evlatlarına verdiğin süte ve
emeğe yazık!
Seni yalnız bırakmışlar hastane köşelerinde
Ali’yle birlikte.
Oy anam, gurbetteyim anam, kimsesizim
anam
Yalnızım yeryüzünde, öleyim anam.
18.12.1996
yılında İzmir’de acı, yoksulluk ve kimsesizlik içinde öldü.
Görüntüleme sayısı: 485 | Yazdır | E-Posta
powered by AkoComment Tweaked |