www.ikiciftlaf.net
Alıngan Bir Patatesle, Bir Kadının Sohbeti Yazdır E-Posta
Zehra Başar   
patates.jpg(PATATES) - Unuttun sanıyordum. Haftalardır, balkondaki küçük sepette bekleyip duruyorum. Filizlendiğimi bile görmedin benim. Şimdi neden çağırdın ?

(KADIN) - Bu sabah, Enis Batur’un Patates isimli kitabını okudum. Kitaptan haberdar etmek istedim seni. Hem de, söyleşelim, dedim.

(PATATES) - Kitaptan haberim var. Bizi anlatmış galiba.

(KADIN) - Hayır, sizi anlatmak için yazmamış kitabı. Sizi yazma hazırlığında, bir konuyu yazma hazırlığında yaşadığı, merakla başlayan süreci anlatmış.

(PATATES) - Tuh... Sadece bizim için yazıldı, diye sevinmiştim ben de. O zaman... Nasıl bir kitap bu ?

(KADIN) - Kitabı için, ‘ortaya çıkmamış bir metni konu edinen bir söyleşi- deneme kitabı’ diyor.

(PATATES) - Haa, anladım...

(KADIN) - Neyi anladın, sayın patates ?

patates.jpg(PATATES) - Unuttun sanıyordum. Haftalardır, balkondaki küçük sepette bekleyip duruyorum. Filizlendiğimi bile görmedin benim. Şimdi neden çağırdın ?

(KADIN) - Bu sabah, Enis Batur’un Patates isimli kitabını okudum. Kitaptan haberdar etmek istedim seni. Hem de, söyleşelim, dedim.

(PATATES) - Kitaptan haberim var. Bizi anlatmış galiba.

(KADIN) - Hayır, sizi anlatmak için yazmamış kitabı. Sizi yazma hazırlığında, bir konuyu yazma hazırlığında yaşadığı, merakla başlayan süreci anlatmış.

(PATATES) - Tuh... Sadece bizim için yazıldı, diye sevinmiştim ben de. O zaman... Nasıl bir kitap bu ?

(KADIN) - Kitabı için, ‘ortaya çıkmamış bir metni konu edinen bir söyleşi- deneme kitabı’ diyor.

(PATATES) - Haa, anladım...

(KADIN) - Neyi anladın, sayın patates ?

(PATATES) - Senin bu yazıyı yazarken neden benimle söyleşi yapmak istediğini anladım. Biraz kabalık olacak ama... Bu, taklit olmuyor mu ?

(KADIN) - Olmaz mı ? Elbette oluyor. Kitabın biçimini sevdim. Öyle kitaba, böyle yazı, dedim, ben de... Hem oyun yazmayı sevdiğimden, bana pek uygun geldi. Kitaptan nasıl haberin oldu ?

(PATATES) - Arkadaşlarım söyledi. Yazarın masasının üzerinde uzun süre gözlenen, fotoğrafları çekilen arkadaşlarım.

(KADIN) - Kitabında yazıyor. Uzun süre bekletmiş onları.

(PATATES) - Neden bekletmiş ?

(KADIN) - Kitap tam da bu beklemeden söz ediyor. Beklerken biriken bilgiden, gözlemden, düşünceden. Televizyon belgesellerinde izlemiş sizi. Tablolarda, şiirlerde gördükçe, sizden bıkıp vazgeçmek yerine, keşfetme isteği artıyormuş. Bilgisi arttıkça, araştırma isteği artıyormuş.

(PATATES) - Bu kadar ağırdan almaya gerek var mıydı ? Yazıverseydi ya bizi...

(KADIN) - Öteki deneme kitaplarından da anlaşıldığı kadarıyla, acelesi olmayan yazarlardan, besbelli.

(PATATES) - Ne zaman yazacakmış ?

(KADIN) - Belli değil. Zamanı gelince.

(PATATES) - Peki, önce bizi, sonra Patates kitabını yazmak nerden aklına gelmiş ? Patatesi çok mu seviyormuş ?

(KADIN) - Hayır...

(PATATES) - Eee, o zaman ? Bir zamanlar, elleri çatlak çatlak olup, tarladan patates mi toplamış ? Yoksa hayatında çok mu patates pişirmiş ?

(KADIN) - Hiç biri değil... Önceki yazılarında da sözünü ettiği bir kıvılcım yüzünden işte...Merak duymuş size. Sonra da, bu kitabında, ‘merakı belirleyen ve sürükleyen dürtüleri sorgulamak’ istemiş. Kıvılcımın ardından gitme isteğini... Ateşe yel olmak isteğini...

(PATATES) - Kıvılcımı nasıl farketmiş ?

(KADIN) - Taaa 1970’lerde karşılaştığı, Francis Ponge’un ve İlhan Berk’in iki düzyazı şiirinden...

(PATATES) - Patatesin kendisi yerine, benim yerime sadece bir şiirden yola çıkmak... Ne bileyim...

(KADIN) - Kitapta açıklıyor bunu. Görmeden de yazılabilir, diyor. Ama ‘görünce değişir yazar, artık farklı yazılır,’ diyor. Sonra, yazmaya kalkmak, “patatesin kendisinden çok, imgesini çözümlemeye girişmektir,” diyor.

(PATATES) - İmge mi ? Şimdi biz imge miyiz ? Ne işe yarar imge ? Aşk olsun yani...

(KADIN) - Yazarın bakış açısında öylesiniz, sayın patates kardeş. Yaratıcının bakış açısında. Bu kitapta da yer alan, Van Gogh’un “Patates Yiyenler” tablosunda, Millet’in “Kötü Hasat” tablosunda, Raoul Michau’nun “Patateslerin Savaşı” tablosunda, daha başka tablolarda, şiirlerde, denemelerde, imgesiniz...

(PATATES) - Ben imge olmak istiyor muyum bakalım ?

(KADIN) - Farklı bir düşünmeyle, aklın başka bir boyutunda özgürce yer alıp, bir kez daha var olmak istemez miydiniz ? Dünyadaki yerinizin bir kez daha onaylanmasını istemez miydiniz ?

(PATATES) - Bana sorarsan, bir ‘bilim adamı titizliğiyle’ , ansiklopedilerde olduğumuz gibi, gerçekte olduğumuz gibi yazılmadıkça, hakkımızda yazılanlar hiçbir işe yaramaz. Bize böyle öğretildi. “Gerçek”, süslenmeye gelmez, diye...

(KADIN) - Bana göre, yanlış öğretilmiş... Şimdi yazar, kitabında cevap veriyor sana : “İnsaflı olun, süslemeyeceksem neye yarar aylar boyu didiklemem ? ”

(PATATES) - Tamam canım ! Bir şey demedik... İnsaflı oluruz elbette...

(KADIN) - Üstelik, asırlardır ansiklopedilerdesiniz. Çuvallar dolusu yazılıp çizilmişsiniz. Midelere girip çıkmışsınız. Ama ışığınızı kimse görmemiş.

(PATATES) - Ne ışığı ? Işığımızın olduğunu kim söylüyor ?

(KADIN) - Anılarında, Ressam Balthus söylüyor. Diğer bir ressamın, Van Gogh’un “Patates Yiyenler” tablosunda, patateslerden yoksul köylülerin yüzüne yükselmekte olan ışıktan söz ediyor.

(PATATES) - Hımm... Hiç fena değil.

(KADIN) - Bunu bir sanatçıdan başkası, böyle göremez. Üstelik Balthus, dünyanın taklidini, tarifini yapmak değil de, onun karanlığına, gizemine doğru yolculuk etmek gerektiğini söylüyor. Ruhunu yakalamak için...

(PATATES) - Anlamak zor... Yazınca, patatesin ışığı mı çıkar ortaya ? Başka şeyleri yazınca da çıkar mı ?

(KADIN) - Acelesiz, iyi bir deneme yazarı; iyi bir roman yazarı, bir şair, bir ressam, bir müzisyen gibi, ışığı da çıkartır, ruhu da yakalar. Bu yazarın daha bir sürü deneme kitabı var.

(PATATES) - Kıvılcımı bol bir yazar, desene...

(KADIN) - Okunması gereken, iyi bir deneme yazarı. Dünyayı ortaya çıkartmak söz konusuysa eğer, bunu yapmanın yolu da onu parçalara bölmekse... Yazdığı yüzlerce denemeyle yapıyor bunu. Merdivenden de söz ediyor, kalemden, kutudan da... Doğru An’dan, Kibir’den, Ayak Tırnağı’ndan, Kar Kurdu’ndan, Makas’tan... Deneme yazarı, bir çatı kurucudur, bana göre. Ortaya çıkarılan parçalar, kendiliğinden, gevşekçe örülür sonra... İlmeklerin arasından, ışığın ortaya çıkmasına izin vererek örülür.

(PATATES) - Patateslere yaptığı gibi...

(KADIN) - Evet...Patatesleri de parçalara bölüyor... Kitabında yazıyor bunu. “Hiçbir patates, birbirine benzemez”, diyor. “Dünyadaki patates sayısı kadar, patatesler hakkında yazılabilir”, diyor.

(PATATES) - Birbirimize benzemediğimiz doğru. Sen de içinde bizi bırakıp unuttuğun sepete biraz ilgi gösterirsen, öyle olduğunu anlarsın.

(KADIN) - Haklısın, sizi ihmal ettim...

(PATATES) - Ama affedebilirim seni. Beni burada konuşturduğun için... Kendimi önemsiz sanırdım...

(KADIN) - Seni ben konuşturmadım ki... Önemsiz sayılanları konuşturmak, yazarın işidir. Ben, aracı oldum sadece. Kendini önemsiz saymaya gelince... Yazarla söyleşenin kitaptaki ilk sorusu bu zaten. Üzerinde durulması gereken onca sorun varken... Patates...

(PATATES) - Açıkça öyle mi soruyor ? Ama saygısızlık bu... Peki, bizi önemsiz görene ne cevap veriyor yazar ?

(KADIN) - Neyin önemli olduğunu “nasıl siz saptıyorsunuz, karşınızdaki de saptayabilir,” diyor. Bu “despotik...tavrınız sizi endişelendirmiyor mu?” diyor.

(PATATES) - Bizi yazmayı önemsiz gören ne cevap veriyor ?

(KADIN) - Ona soru sormuyor ki yazar... Sorduğu sorunun, bir saptama olduğunu söylüyor. Böyle bir soru, neyin daha önemli olduğunu despotça dayatanlara sorulmaz zaten. İyi görebilmek, bana göre, ‘küçük’ şeyleri görebilmekten geçer. Bir de despot olmamaktan. Haklı değil miyim sence ?

(PATATES) - Haklısın da... Küçük derken patatesleri de mi kastediyorsun yoksa ?

(KADIN) - Hemen alınma, sayın patates kardeş... Küçük sözcüğünü tırnak içine alacağım, yazarken. ‘Sözde küçük’, anlamında...

(PATATES) - İyi o zaman.

(KADIN) - Ben bütün ‘küçük’ şeylerin dillenmesinden, kendilerini duyurup tanıtmasından yanayım. Böyle bir bakış açısıyla, bunun için kullanılan dilden yanayım. Numaralanıp sınıflandırılarak, satırlara hapsedilenlerin kurtulmalarından, elma, patates, kâğıt, kalem, merdiven olarak kendilerini tanıtmak için ortaiığa dökülüp saçılmalarından yanayım. Edebiyat, buna izin veriyor. Deneme, diğer edebî biçimlerden belki daha da fazla izin veriyor buna.

(PATATES) - Bu yazarın yaptığı gibi mi ?

(KADIN) - Hem de iyi bir şekilde yaptığı gibi. Üstelik bu kitabında, buzdağını oluşturan, görünmeyeni açıyor. Yazarı bir’şey’ yazmaya itenin “yasası, mantığı, kimyası” olmadığından, bir ‘şey’ gelip sizi dürttüğünde girilen o zor anlaşılır sürecin içindeyken, yapıtı oluştururken yaşadıklarını, bakış açılarını anlatıyor. Acelesi olmayanların, iyi araştırıp yazmaya önem verenlerin okuması gerekiyor.

(PATATES) - Ben artık sepetime döneyim...

(KADIN) - Ne oldu ? Birden, neden gitmeye karar verdin ? Benimle söyleştiğin için henüz teşekkür bile etmedim sana. Ha, anladım. Konuşmayı fazla uzattım galiba...

(PATATES) - Bana söz söyleyecek aralık mı bırakıyorsun ? Deminden beri sesini giderek yükseltiyor, uzun uzun konuşup duruyorsun. Bir de despot olmamaktan, acelesiz olmaktan söz ediyorsun.

(KADIN) - Haklısın... Kusura bakma, sayın patates kardeş. Kaybettim kendimi.

(PATATES) - Ben de seni sakin, saygılı biri sanırdım. Neyse... Ben şimdi balkonda önemsenmeyen nesnelerin durduğu sepete, arkadaşlarımın yanına gidiyorum. Başka bir diyeceğin var mı ?

(KADIN) - Arkadaşlarına söyle o zaman... İmge bile olsanız, sayfalarda önem kazanıyorsunuz. Siz de, dünyanın birbirine benzemeyen bütün patatesleri olarak, tek tek, ağır ağır ayaklanmalısınız...

(PATATES) - Bu kadar bağırmana gerek yok ki... Yanında duruyorum. Başka ?

(KADIN) - Peki... Sessizce söylüyorum. Fısıldıyorum bak !...Dünyanın bütün nesneleri, kısacık anları, küçücük mekânları, önemsenmeyen ‘küçük’ insanları, kadınları; tek tek, yavaş yavaş, sayfalarda ayaklanmalı...


Patates, Enis Batur, Sel Yayıncılık, Geceyarısı Kitapları, Ekim - 2003



Görüntüleme sayısı: 378 | Yazdır | E-Posta

RSS yorumları

Yorum yaz
İsim:
E-posta:
Başlık:
Yorum:

Ek yorumlar konusunda bana e-posta aracılığı ile ulaşılmasını istiyorum.
Basit işlemi yapmanız gerekiyor: 4 + 3 =

powered by AkoComment Tweaked

 
< Önceki   Sonraki >