www.ikiciftlaf.net
Kuşlar Ötmezse Yazdır E-Posta
Cengiz Cemaloğlu (14 Yaş)   

cengiz.jpegÇok soğuktu… İliklerine kadar üşüyordu… Geniş meydanda gecenin bir vakti tek başına dolaşıyor; aklından geçen bin bir düşünceye hiç aldırmadan… Üzgündü… Haliyle yıllarca tek başına kalmaktan olsa gerek, burkulmuştu yüreği… Meydanda bir o vardı bir de kuşlar… Öyle amaçsızca dolaşıyorlardı ortalıkta… Düşünmeden edemedi; neden yaratılmıştı onlar? Ne işe yarıyorlardı ki? Bir sebepleri veya bir amaçları yoktu. Peki ben neden yaşıyorum ki diye düşünmeden de edemedi… Bu sorunun cevabını ise bulmadı… Sadece o yaşlanmış ve düşünmekten başka her işi gören beyninin derinliklerinde:

“Yapamam!...”dedi.

Biraz daha ilerledi meydanda… Gözü çiçeklerle kaplı ufak bir bahçeye kaydı… Küçük çitten atlayarak çiçeklerin olduğu yere geçti… Renk renktiler… Çocukken öğrenmişti: onlar da canlıydı. Hareket edemez ve hayvanların yaptığı çoğu şeyi yapamazlardı… Ama oksijen üretebilirlerdi… Ne gereksiz bir özellik ki bu; diye düşündü… Onların hiç amacı yok… Kuşlar en azından koşturup eğleniyorlar… Ama bunlar hiç… Peki o zaman ben neden bu sefil canlıların hayatına son vermeyeyim… Belki de bu onlar için iyi olur… Aynı yerde durmaktan sıkılmışlardır diye düşündü; sanki çocuk gibi, ki bir çocuk bile onların öldürülmemesi gerektiğini bilir…

“O zaman sizin için en iyi şeyi yapacağım…”dedi.

Ve küçücük alandaki çiçeklerin hepsini tutup kökünden çıkarmaya başladı… Delirmiş gibi yapıyordu bunu amaçsızca… Çığlık atıyordu bağırıyordu bunu yaparken… Oradan biri geçse kesin yolunu değiştirirdi o an, o kadar delirmişti… Bütün çiçekleri koparınca tekrar o alçak çitin üstünden atladı ve çığlık çığlığa bağırarak gitti oturdu bir banka. Gözlerini kapadı hafifçe… Tekrar açtı… Şimdi burada bir içki olsaydı biraz da uyuşturucu… Gözünden yaşlar aktığını fark etti… Bir önceki gece izlediği ucuz filmdeki gibi donsaydı keşke yüzündeki göz yaşı…

Hafifçe öksürdü… Ama şimdi bir şeyin farkına vardı… Etrafındaki kuşlar ötmüyordu… Araba sesleri yoktu, bir haftadır kulağından ayrılmayan hafif uğultu yoktu… Sessizlik… Korkmaya başladı… Bağırsam da bu sessizliği yarsam diye düşündü… Bağırdı ama sesi çıkmadı… Kapadı gözlerini yavaşça…

Gözlerini açtığında ortalık apaydınlıktı… Parlıyordu her taraf… Hiçbir şey düzgün seçilemiyordu… Işıl ışıl hava gözlerini kesiyordu sanki… Bir masalda mıyım diye düşündü… Ama bir yandan da korkuyordu… Çünkü hiçbir ses yoktu…Etrafına bakınmaya başladı… Yürümeye çalıştı ama yürüyemiyordu. Olduğu yerde çivilenmiş gibiydi…Hiç hareket edemiyordu… Ellerini bile kıpırdatamıyordu. Uzaktan bir uğultu geldi; gerçekten korkutucuydu. Ama korkmadı. Bir ses duymuştu bu sessizliğin ortasında…

“Ne yaptın sen? Ne yaptığının farkında mısın?”

“Ben hiçbir şey yapmadım! Sen kimsin?”

“Ben sadece bir uyarıcıyım… Hayatın kendisiyim…”

“Felsefe yapma…”

“Bak sana ne diyeceğim… Biliyor musun? Bugüne kadar yaptığın düzgün bir şey yok neredeyse… Bugüne kadar neler yaptın? Hiç birine acıdın mı? Hiç birini sevdin mi? Hiç birine güzel bir söz söyledin mi? Hiç birine yardım ettin mi? Başkalarına zarar vermek hoşuna gidiyor… Bunu kabul etmelisin… Yoksa… Hayat sana çok kızar…”

“Bunların hepsini nereden biliyorsun?”dedi… Korkmadığını göstermeye çalışıyordu ama o kadar korkmuştu ki az daha ağlayacaktı…

“Ben senin şu an içerisinde bulunduğun her şeyim… Hayallerin, etrafın, duyguların, hatta sen bile…Ben her şeyim veya hiçbir şey…”

“Benim yaptığım şeyler seni ilgilendirmez… Ayrıca sen bir hiçsin… Sadece bir hiç…Bu nasıl bir şaka anlayamadım ama çok saçma ve sinir bozucu bir şey…Buna bir son ver” Elini sırtına götürdü ve ufak bir bıçak aradı ama kırk yıllık bıçağı yoktu…

“Bıçağıma ne yaptın?”Artık iyice sinirlenmişti, hareket edebilseydi gidip onu öldürürdü….

“Korkmalısın… Çünkü korkacak o kadar şey yaptın ki… Bu sadece bir uyarı… Beni doğru yaşa… Yoksa gün gelip pişman olunca sonsuza kadar korkarsın… Duydun mu sonsuza kadar…”

“Ben yaptığım şeylerden pişman değilim… Bu benim için bir zevk ve buradan kurtulduğumda aynı şeyi sana YAPACAĞIM”

“Buna beni sen zorladın…”

Etraf kararmaya başladı ve her taraftan yara bere içinde, kiminin kolu kopuk, kimisi yanık, kimisinin kafası kesik onlarca insan çıktı…Önce tanıyamadı ama sonra tanıdı hepsini… Bunlar onunkilerdi… Öldürdükleri… Kurbanları…Hepsi üstüne üstüne geliyordu… Karısı, çocuğu… Bir yalnızlık bürüdü içini…Bir korku….Aşağıdan yukarıya doğru…Kürk gibi….Korku…Ölüm korkusu…Ölümün kokusu…

“Tamam…Tamam…Özür dilerim!!!!”

“Ölmek istiyordun”

“Ama lütfen… Artık istemiyorum”

Bir bacağı olmayan, yüzü gözü kan içindeki bir çocuk yapıştı paçasına…

“Baba…”

“Lütfen… Korkuyorum… Bir daha olmayacak…”

“Sana son bir şans vereceğim… Ama unutma bunu da değerlendiremezsen sonsuza kadar onların yanında kalırlar ve sonsuza kadar aynı şeyleri yaparlar…

“Bu senin oğlun… Onu nasıl? Biz insanlara babalık yeteneği verirdik ama sen bundan alamamışsın…”

Bir kadın midesi delik deşikti… Yaklaştı yavaşça:

“Kocacığım…”Ağzını açtı dili yoktu…

“Lütfen bu kadar yeter. Ben oğluma veya karıma hiçbir şey yapmadım ki… Nasıl böyle oluyor…”

“Senin yaptığın şeyden ne farkı var… Senin öldürdüklerin başkalarının çocuğu karısı, yakını, dostu değil mi?”

“Onlar sana aynı şeyi yapsalar bak ne oluyor…”

Hayatı boyunca tanıdığı herkes çıkmaya başladı karanlıktan… Bir kez gördüğü kişilerden yan komşusuna ; en yakın arkadaşından babasına kadar…Yaklaşıyorlardı…

“Tamam… Bir daha olmayacak söz veriyorum…Ne olur?”

“Peki şimdi ne yapacaksın? Saklanacak mısın şimdi?”

Soğuk soğuk terliyor hüngür hüngür ağlıyordu…

“Bilmiyorum… Ama ölmek istemiyorum… Ne olur vazgeçtim artık…”

“Şimdi bu konuşmamızı hep hatırla ve bir daha ama bir daha asla hiçbir şey yapma…”

“Anlıyorum. Peki son bir soru soracağım… Sen kimsin?”

“Ben hayatım…Sadece hayat….”

Yavaşça gözleri kapandı. HAYATIM ben. HAYATIM sözü yankılandı beyninde… O zaman ben de hayatım… Hayat hepimiziz… Yani hepimiz onun bir parçasıyız…Ben de hayatım, o da, sen de diye düşündü…

Gözlerini açtığında sabah olmuştu… Meydanın ortasındaydı… Yeni doğmuştu sanki, çırılçıplaktı… Meydanda kimsecikler yoktu… Hava farklı kokuyordu… Kuşlar yoktu ama sesleri hâlâ vardı… Ötüyorlardı…Etrafa bakındı…Her taraf onlarla doluydu…Tam adını koyamadı düşündü bunlar ne diye…Ama bulamadı. Dilinin ucundaydı ama söyleyemiyordu sanki…Onları göremeyiz ama hissedebiliriz…Belki de görüyoruz ama söyleyemiyoruz…

Bilemeyiz, bazen anlamayız yaptığımız kötülükleri…Bazı şeyler bize göre değildir… Bizi ilgilendirmezler… Ama hayat kaybolmak için idealdir… Hepimiz hayatız... Peki kimseyi ilgilendirmeyen şeyler neden varlar bu hayatın içinde bir düşünün derim… Onlar her yerde…

O inandı… Bence inanma vakti geldi… Keşfetme vakti de geldi… Sadece inanmalı ve keşfetmeli, ilgilenmeli… Elimizden başka ne gelir ki… Belki de bizim amacımız da budur…

-Seth- Yaş:14


Görüntüleme sayısı: 231 | Yazdır | E-Posta

Yorumlar (1)
RSS yorumları
1. 09-04-2009 18:47
cengiz seni bi kez daha tebrik ediyorum böle daha çok yazılarının olduğunu biliorum hayatında sakın yazmaktan vazgeçme... 
arkadaşın ÖZLEM
Misafir

Yorum yaz
İsim:
E-posta:
Başlık:
Yorum:

Ek yorumlar konusunda bana e-posta aracılığı ile ulaşılmasını istiyorum.
Basit işlemi yapmanız gerekiyor: 1 + 9 =

powered by AkoComment Tweaked

 
< Önceki   Sonraki >