| Çakma Yeşilçam |
|
|
| Sema Selvioğlu | ||||
|
Gülşen Bubikoğlu yerine Bergüzar KOREL gitmiş de bizim zamanımızın Tarık Akan’nının yerine olmamış Tolgahan SAYIŞMAN. Belki de kuşağımızın genç kızları hababamın yakışıklısına hayrandık da şimdi tahtından indirip de kimseyi koyamıyoruz. Belki de genç kız hayallerimiz hiç bitmesin diye hiç koyamayacağız. Bu yüzden çıkmıyor günümüzde eski tip JÖN oyuncular. Erkek izleyici güzel ve yetenekli bir artist bulmuş ise daha kolay bırakabiliyor eski hayranını, belki de bu yüzden hemen kabul ettiler “Bergüzar’ı nasıl buldunuz?” Dediğim erkek arkadaşlarım. “Güzel olmuş valla” derken. İşte erkek ve kadın ayrımı film yorumunda bile çıkıyor. Ben nostaljik konulu, 21. yüzyıl çekimli filmi izlediğimde yaşlandığımı fark edip bin bir türlü çamur atıyorum sanat yaratıcılarına, bilinç altısal kadınsal kıskançlığımı bahanelerle perdeliyorum. Duygusal sağ beynim ile neden arıyorum düşüncelerime. Galaya beraber gittiğim erkek arkadaşıma sorduğum “nasıl buldun?” sorusuna “Gişede iş yapmaz TV’de DVD’de iş yapar” diye erkeklere has, analitik sol beyni ile cevap veriveriyor, sonra da kestirip atıyor onca emeği. İşte bir kez daha dünyanın bir geçeği ile karşı karşıyayım erkek ve kadın, dişil ve eril, sol ve sağ, beyaz ve kara Neyse, yine de söylemeden edemeyeceğim gözlerim aradı Münir ÖZKUL’u fakir çocuğun onurlu, hayat dersi veren babası rolünde, gerçi hakkını yememem gerek Zeki ALASYA’nın Altan ERKEKLİ’nin. Yalnız, “Ey filme gidip para verecekler!” bir an düşünün, şen kahkahalı Adile NAŞİT yakışmaz mıydı filme? Sahi, ne kadar çok erkek oyuncu ne kadar az kadın oyuncu vardı. Bir ara şöyle düşündüm bunca erkeğin hiç mi karısı yok? O cimri tekstil toptancısı rolünde ki adamın karısı nasıl? Laz’ı oynayanın eşinin adı Fadime’mi diye? Böyle ince detaylar gerçek hayaller kurmamı engelliyor. Kim bilir belki de istenen hayal kurma değil sadece eskiyi anmaktır, çocuklarımıza o duyguları öğretebilmektir. Kim bilir belki de hiçbir şey istenmemiştir. Bunu sadece yönetmen bilebilir. Ben son söz olarak derim ki: Kız çocuğunuz varsa, tabi bir de fazla zamanınız, bir de fazla paranız, alın çocuğunuzu kadınlar ve gidin “Aşk Geliyorum Demez” İsimli çakma Yeşilçam filmine, anın eskiyi, çatlatın ticari bakan erkekleri, öğretin kızınıza eski aşkları, dua edin onlar için karşılarına aşk çıksın diye, gerçek aşkı bulamazlarsa bizim zamanımızda ki gibi sabırla beklemeleri gerektiğini anlatın. ………………. Tabi 21. Yüzyılda kızlar ne kadar inanırlar ise o kadar söyleyin onlara …………………….. 05- 11- 2009 Görüntüleme sayısı: 59 | Yazdır | E-Posta Yorum yaz powered by AkoComment Tweaked |
||||
| Sonraki > |
|---|



Neden eski Türk filmlerine benzeyen
filmleri 2009 yılında çekerler? Bize, “Keşke Hulusi Kentmen
olsaydı da bıyıklarını bursaydı, ne kadar da özlemişiz ya!”
dedirtmek için mi? “Ah, Ah nerede o eski Türk filmleri” demek
için mi? Bizi güldürürken üzmek için mi? İçimiz cız etsin
diye mi? İşte “Aşk Geliyorum demez” filminin galasında
düşündüğüm onlarca sorudan bir kaçı.
