www.ikiciftlaf.net
Çocuklar Konuyor Aklıma Yazdır E-Posta
Derya Cebecioğlu   

cucuklar.jpegDurup durup aklıma çocuklar konuyor bu ara. Çocuklar, serçeler gibi ürkek, kırılgan.

En çok bebekliklerini, hele hele 2-11 ay arasını severim ben. Güler, ağlar, şaşırır hep. Sonra korkar aniden. Ama öyle böyle değil. Her bir kası ile suratının, her bir santimetre karesi ile. Ağlıyorsa mesela, ciğerine kadar ağlıyordur. Korkuyorsa, ödü kopuyordur. Hep gülsün istersin bu yüzden. Yapmadığın maymunluk kalmaz, gülsün yüreğine kadar diye.

1-4 yaş arası zordur. Bir yandan kendini bir yandan dünyayı keşfetme dönemi. Tay taylar yürümelere, kelimecikler cümlelere evrilir. Yetişkinler hiçbir şeyden anlamaz. Ama bu hiçbir şeyden anlamayan yaratıklara çok ihtiyacı vardır hâlâ. Hırçındır biraz bu yüzden. En çok kullandığı kelime “hayır”dır.

4-7 yaş arası tam da çocukluğunun keyfini çıkardığı dönemdir. İnanılmaz bir hayalgücü vardır. Herşey oyundur onun için. Ve herşey oyunları için bir malzeme. Yemek masanızın altı, muhteşem sarayıdır onun. Kibrit kutuları arabası. Ucunu ısırdığı ekmek parçacığı, okyanusta deli dalgaları alt eden bir gemi olabilir pekala. Ne güzeldir izlemek onları.

7-11’de farkına varmaya başlar. Sorumluluk, zorunluluk, ödevler, ezberler derken saflık bozulur. O da öğrenir ne(!) ekerse neler(!) biçebileceğini. Hinlikler de bu ara başlar. Ama henüz yeterince öğrenmediği, kirlenmediği için, hâlâ sıcak ve sevimli bir taraf barındırır.

11-18 arası işi çok zordur. Öğrendiği şeylerin hepsini yeniden sorgulamak zorundadır. Vücudu ile beraber herşeyi değişir. Yeniden tanımak, yeniden alışmak gerekir. Üstelik yeni kavramlar da çıkar karşısına. Bu dünyada haksızlık vardır, adaletsizlik vardır. Yalan vardır, riya vardır. Yokluk, yoksulluk vardır. Ölüm vardır hele, ölüm vardır. Ve neyse ki aşk vardır.


Durup durup aklıma çocuklar konuyor bu ara. Çocuklar, serçeler gibi ürkek, kırılgan.


1 yaşını görmeden ölüyor kimi. Hastalık, bakımsızlık, cahillik, çaresizlik.

Anacığını babacığını tanımıyor bile kimi. Kah ölüm kah mahpusluk.

Kimi ilk ana-babasından öğreniyor nasıl bir dünyaya geldiğini. Dayak, baskı, kırık kemikler, morluklar, sigara yanıkları. Minik bedenlerinde taciz, tecavüz, işkence.

Kimi 9’unda ya kanlısının ya kardeşinin katili.

11’inde çarşafa sokuluyor kimi. 14’ünde ya namus ya töre uğruna ölüyor.

Kimi çeyizinde bez bebeği ile varıyor 50’lik kocasına.

Kimi 15’inde anne ya da baba.

Kimi 6’sında boyacı, 10’unda oto tamircisi, 13’ünde tekstil işçisi.

Kimi ya 17’sinde dağda, ya 20’sinde asker. Kimi 2 yaşında şehit ya da kurban.

Kimi berdel edilir kimi satılır.

Kimi doğar doğmaz sosyal hizmetlere, cami avlularına, hastanelere terk edilir.

Kimi 8’inde ancak tinerle, baliyle katlanılır kılar sokaktaki hayatı.

Kimi 19’unda bir genelevde çoktan pörsümüştür.

Kimi açlığı, soğuğu ve acıyı adından bile iyi bilir.


Durup durup aklıma çocuklar konuyor bu ara. Çocuklar, serçeler gibi ürkek, kırılgan.


Üç beş ekmek kırıntısı, bir avuç su verin bugün onlara. Avucunuza alın incitmeden. Kanadını okşayın. Kalbini dinleyin küt küt atarken. Ya da… İki parmağınız yeter incecik boyunlarını koparmaya.


Görüntüleme sayısı: 131 | Yazdır | E-Posta

RSS yorumları

Yorum yaz
İsim:
E-posta:
Başlık:
Yorum:

Ek yorumlar konusunda bana e-posta aracılığı ile ulaşılmasını istiyorum.
Basit işlemi yapmanız gerekiyor: 0 + 5 =

powered by AkoComment Tweaked

 
< Önceki   Sonraki >