|
1. Bize biraz eğitiminizden bahseder misiniz?
İlkokulu İngiltere ve Türkiye'de okudum. Resmi olarak öğrendiğim ilk dil İngilizce'ydi. Sonra Türkiye'de ilk okula gelince çok zorlandığımı hatırlıyorum. Daha sonra Nijerya'da okula gittim ve liseye başlayacağım yıl Amerika'ya taşındık. Lise ve üniversiteyi orada okudum. Ben edebiyat okumak istedim ama babam sağlam bir iş sahibi olmamı istiyordu ve bana İşletme veya İktisat oku dedi. Denedim ama her ikisini de beceremedim...sevemedim. Üniversiteye giderken aynı zamanda işe de gidiyordum. Hem o yüzden, hem de 4 defa bölüm değiştirdiğimden üniversiteyi 6 yılda tamamladım. Sonunda edebiyat bölümünden mezun oldum. Edebiyat okumaya başladığımda herşey değişti. Notlarım yükseldi, başarım arttı ve sürekli ders çalışıyordum. İnanılmaz keyifliydi benim için. Sonunda babam "sen neden baştan bu bölüme girmedin ki?" demişti!
2. Amerika'da yazarlık eğitimi neleri kapsıyor?
İngiliz ve Amerikan dili ve edebiyatı bölümünün gerektirdiği dersleri alıyorduk. Hem modern yazarları hem de klasikleri okuduk. Orada teknik olarak bir romanı, bir öyküyü, bir şiiri, her yazı türünü inceliyor bunun nasıl yazılması gerektiğini öğreniyorduk. Hatırladığım en ilginç derslerimizden biri Psikoanalitik Eleştiri dersiydi. O dersin amacı karakterleri tanımak, karakter yaratmanın bir zeminini oluşturmak için insanları tanımaktı. Roman karakterlerini analiz ediyorduk. Ama önce kendimizi analiz ettik bir süre. Rüyalarımızı yazdık, derste onların analizini yaptık, onlardan karakterler yarattık...inanılmaz keyifliydi. Felsefe okuduk..Eflatun okuduk...Fransız edebiyatı, Japon edebiyatı okuduk...Bunlara ek olarak da bir çok yazar sınıflarımıza girip bize öykü yazmayı, roman yazmayı pratik olarak gösteriyordu. O dersleri seviyordum. Hocalarımız gerçekten kitap yazmış, kitapçılarda adını gördüğümüz yazarlardı. Derste konuşurlar, anlatırlar ve hepimiz büyülenmiş gibi dinlerdik. Üç saatlik bir dersin sonunda hepimiz eve gidip yazmak için can atıyorduk.
3. Bir Nijerya deneyiminiz var. Oldukça ilginç bir ülke olmalı. Nijerya'da hayat desek, bize bir kaç kelime ile neler derdiniz?
Sıcak, çok sıcak. Bir süre sonra sıcağa alışıyorsun... fark etmiyorsun ama sonra biraz fazla hareket edince sırılsıklam oluyorsun. Nijerya deyince çocukluğum geliyor aklıma... Maymunumuz vardı... adını Barış koymuştuk...yılanımız... Bush baby denilen bir hayvanımız daha vardı... onun için çekirge yakalardık. O gündüzleri kafesindeki bir ağaç dalında asılı kupada uyurdu. Akşamları çıkar çekirge yerdi. Çekirgeleri gündüz yakalardık ama çok da erken olmazdı çünkü canlı vermezsek yemezdi. Nijerya deyince yağmur gelir aklıma... kuru mevsim ve yağmurlu mevsim vardı orada sadece. Kuru mevsimde her yer Shara çölünden gelen tozla dolardı...Yağmurlu mevsimde hep yağmur yağardı... O yağmurun sesini, o sıcağı, ve o yeşilleri, akşamları gökyüzünde şimşekleri izlemeyi, gök gürlemesini ve uçuşan yarasaları hatırlıyorum... Daha birçok şey var hatırladığım... yazarsam kitap olur! Bak bu iyi bir fikir!!
4. Dünyada yazarların en zorlandığı soruyu soracağız şimdi size. Neden yazıyorsunuz?
Bir sürü nedeni var galiba...keşfetmek için yazıyorum, yaratmak için yazıyorum, anlamak için yazıyorum ve keyifli olduğu için yazıyorum. Yazarken kendimi ve dünyayı keşfedebiliyorum... içinde yaşamak istediğim dünyaları yazıp, gerçekten ruhen içinde yaşıyorum... anlayamadığım şeylere anlam vermek için yazıyorum, mesela insanlar neden birbirlerini aldatırlar, neden öldürürler, neden hain olurlar... yazı bunlara bir anlam getiriyor benim için... ama en çok da yazarken yok olabildiğim ve aynı anda başka bir boyutta var olabildiğim için yazıyorum. Yazmak gerçekten benim için başka bir dünyaya açılan bir kanal... esas onun için yazıyorum.
5. Bildiğimiz kadarıyla bir kitabınız var. Bir kitapçıya gidip, altında adınızın yazdığı bir kitap gördüğünüzde neler hissettiniz?
Bu ilginç bir duyguydu. Aslında o ana kadar kitabın üzerinde çalışıyorsun yayınevi ile. Bu yüzden kapağını biliyorsun, dizgiyi biliyorsun...ama tabii rafta görmek bambaşka birşey. Şöyle anlatayım...kitap ilk çıktığında sürekli kitapevlerine girip kitabımı arıyordum. Hatta bir gün oğluma yakalandım (8 yaşında) Gözlerini devirdi ve "Anne yine mi kitabına bakıyorsun?" dedi! Çok utandım! Ama güzel bir duygu bu. Benim için çok önemli bir farkındalık getirdi yayınlanmış kitabımı görmek. O kitabı sanki başkası yazmış gibi okudum...bir yandan da bunlar benim bilgisayarımda da var diyordum içimden. O zaman yayınlanmış olmayı ne kadar büyüttüğümüzü gördüm..ondan ne kadar korktuğumuzu fark ettim...ve hiç de öyle olması gerekmediğini bir defa daha kendime kanıtlamış oldum. Bu hoşuma gitti.
6. Yazmayı sadece edebiyat yapmaya bir vasıta olarak görmeyen yazarlardansınız. Bu da size daha geniş bir perspektif veriyor. Söyler misiniz 'yazmak' edimi sizin için edebiyat dışında neleri ifade ediyor, neleri kapsıyor?
Yazmak herkesin hakkıdır. Herkes yazmalı... herkes öykü yazmalı, kendi hayatını kitap olarak yazmalı... herkes canı ne istiyorsa yazmalı. Yayınlanmaya değer mi? Başkalarının okumasına açılmalı mı? Bilmiyorum. Her tür insan olduğuna göre her tür de yazı ve o yazının da bir müşterisi vardır diye düşünüyorum. Yine de yayınlanmak için yazıyorsanız okuru düşünmek zorundasınız. Kendiniz için yazdığınız bir kitap yayın için uygun olmayabilir. Yani fazla duygusal olabilir, iç dökmeleriniz çok olabilir, o zaman da okur için ilginç olmaktan çıkar. Okuru düşünmemiz gerekiyor ama herkes edebi birşeyler okuma derdinde değildir. İnsanlar, eğlenmek için, dinlenmek için, öğrenmek için, gülmek için, rahatlamak için, korkmak için, heyecanlanmak için ve daha bir çok nedenle okurlar. Herkese hitap eden kitaplar olmalı ki insanlar daha çok okusunlar... Bu da demektir ki sadece 'edebiyat' yazan yazarlar olmamalı. Edebiyat olmasına o kadar çok önem veriliyor ki... edebi birşeyler yazmaya yatkın olmayan, ama belki başka şeyler yazabilecek insanlar, edebi olma kaygısı taşıyarak kitaplarını öyleymiş gibi yazıyorlar... O da olmuyor. Rahat okunmuyor, batıyor.
7. Yazıyla iligli çalışmalarınızdan bahseder misiniz?
Çalışmalarım sadece sanal ortamda yer alıyor. İnternet üzerinden, internetiniz yoksa 'faks' ile de katılabileceğiniz yazı çalışmalarım var. Şu anda sadece Dalgaları Aşmak dediğim 4 haftalık 3 ayrı programdan oluşan yaratıcılığı açmak ve yazıyı tetiklemek üzere hazırladığım çalışmalarım var. Bir de yine 4 haftalık 4 ayrı çalışmadan oluşan Kendime Yolculuk adında kişisel gelişim ve farkındalık için yürüttüğüm yazı ile şifa çalışmalarım var. Ayrıca Roman danışmanlığı ve koçluğu yapıyorum.
8. Son bir soru. Hayatta en çok nasıl bir hikaye anlatmak istersiniz?
Hayatta istediklerim sürekli değişiyor. Bu yüzden hayatta en çok yazmak istediğim bir hikaye yok ama son bir kaç yıldır yazmayı çok istediğim birşey var... Daha şekillenmediği için çok rahat anlatamıyorum... şu anda hala içimde bir heyecan ve bir his olarak duruyor... onu tam olarak hissediyorum ama adını koyamıyorum. Yine de anlatmaya çalışacağım... Doğanın gücüne çok inanıyorum...Gökyüzünde bulutlara, akşamları dolunaya, amazonda yaşayan bir böceğin renklerine ve üzerindeki motiflere baktığınızda doğanın gücünü görebiliyorsunuz... O, biz insanlardan daha güçlü ve ben bunu insanlara hatırlatan bir hikaye yazmak istiyorum. Öyle bir hikaye olmalı ki bir dokusu olsun. İnsanlar kitabı ellerinde tuttuklarında o dünyanın içine girmeli ve oradan çıkmak istememeliler... İşte biraz dağınık bir anlatım oldu ama o hikayeyi yazmak istiyorum.
Teşekkür ederiz.
www.yesimcimcoz.com
Görüntüleme sayısı: 538 | Yazdır | E-Posta
powered by AkoComment Tweaked |