| Gitmek/ Kırılma Öyküleri |
|
|
| Derya Cebecioğlu | ||||
İçeriği ile, ismini çok hakeden bir kitap olduğu için öncelikle bu
isim üzerinde durmak istiyorum biraz. İnsan gibi insan için bu duygu
öyle tanıdıkki: Kırılmak ve gitmek. Kırıla kırıla şaşkına dönmüş,
dağılmış, savrulmuş; “Ee, ben şimdi n’apıcam?!” durumuna gelmiş herkes
için ilk akla gelen eylemdir ‘gitmek’. Bazen başka bir semte, bir
şehre, bir bölgeye belki başka bir ülkeye… Hatta bazen tümden geriye ya
da tümden öte’ye. Niye mücadele değil de gitmek derseniz, çünkü
kırılmak tam da buna karşılık geliyor derim. İnsan düşmana kırılmaz.
Sisteme, kötüye, tepkiyi beklediğine kırılmaz. Kırılmak çok ince, çok
naif bir duygudur. Ta içinde, yüreğinde, yüreğin de ta içinde yaşanır.
Çünkü insan ancak yanında yamacında yaşadıklarına karşı böyle hisseder.
Dostun, kardeşin, yoldaşın hatta anan, bacın, sevdalındır kırıldığın.
Bu yüzden “Gitmek/ Kırılma Öyküleri” çok güzel bir buluştur bu öykü
kitabı için.
“Şu ellerin taşı bana hiç değmez.
Öyküler, “Cihangir’de Bir Ev” ile az çok tanıdığımız Cafer Solgun
öyküleridir gene. Orda insan nasıl mekanlarıyla insandıysa, burda da
kırıklarıyla insandır. “Ne kadar çok biriktirmişiz kırıklıklarımızı?
Taşımak yürek ister, “mangal gibi” denilen cinsten hem de.” (s.15) Çok
özel bir teknik, yüksek bir sanat, süslü bir dil değildir derdi. Cafer
Solgun’un anlatacak hikayeleri vardır bize dair. “… sancılı da olsa
ülkemizin kaçınılmaz olarak yaşadığı değişim serüveninin özünde yatan
acılı hikayeleri de anlatmak, kaydetmek gereği var. Bunu yaparken
insani duyarlılık ve sıcaklığı, içtenliği yansıtmanın önde tuttuğum bir
kaygı olduğunu biliyorsun.”(s.14) Görüntüleme sayısı: 517 | Yazdır | E-Posta
1. 20-03-2008 12:13 öykü ben bu tanıtımı okuyunca hüzünlendim. doğru dedim, insan yakınındakine kırılıyor.sonra da gideyim ben diye tutturuyor. ben genellikle kitap tanıtımlarını okumam.çünkü çoğu zaman tanıtım yapılırken kitabın özeti veriliyor.bu da kitabı okumanın heycanını azaltıyor benim için.ama bu tanıtım yazısını okumaktan çok zevk aldım. çünkü bu tanıtım yazısının kendisi, okunması çok zevkli bir öykü gibi olmuş. sanki "Gitmek" kitabından esinlenip,yeni ve çok güzel bi öykü yazılmış gibi.çok güzel. çok hoş Misafir 2. 25-03-2008 01:20 mümkün mü? Kırılmamak, incinmemek diyorum mümkün mü? İncinmemeyi başararak yaşamak...Hani ille de yapışmak değil de iğreti duruluyorsa, misafir gibi hiç bi yer hiç bi kimse sahiplenilmiyorsa zaten içinde de kırıla,döküle saçıla böylesi bi istek kalmamışsa o zaman kırılmazsın hiç bi yere de gitmezsin. Gizmez misin? Gene gidersin alıp da başını 'gitmek' ille de kırılmakla mı ilintili? En iyisi alalım kitabı okuyalım öykücü arkadaşı:)) Misafir Yorum yaz powered by AkoComment Tweaked |
||||
| < Önceki | Sonraki > |
|---|



İçeriği ile, ismini çok hakeden bir kitap olduğu için öncelikle bu
isim üzerinde durmak istiyorum biraz. İnsan gibi insan için bu duygu
öyle tanıdıkki: Kırılmak ve gitmek. Kırıla kırıla şaşkına dönmüş,
dağılmış, savrulmuş; “Ee, ben şimdi n’apıcam?!” durumuna gelmiş herkes
için ilk akla gelen eylemdir ‘gitmek’. Bazen başka bir semte, bir
şehre, bir bölgeye belki başka bir ülkeye… Hatta bazen tümden geriye ya
da tümden öte’ye. Niye mücadele değil de gitmek derseniz, çünkü
kırılmak tam da buna karşılık geliyor derim. İnsan düşmana kırılmaz.
Sisteme, kötüye, tepkiyi beklediğine kırılmaz. Kırılmak çok ince, çok
naif bir duygudur. Ta içinde, yüreğinde, yüreğin de ta içinde yaşanır.
Çünkü insan ancak yanında yamacında yaşadıklarına karşı böyle hisseder.
Dostun, kardeşin, yoldaşın hatta anan, bacın, sevdalındır kırıldığın.
Bu yüzden “Gitmek/ Kırılma Öyküleri” çok güzel bir buluştur bu öykü
kitabı için.
