www.ikiciftlaf.net
Beklenmeyen Haber Yazdır E-Posta
Berkant Örkün   

bebek.jpg —Ne? Nasıl olur bu? Emin misin?

—Şu anda hastanedeyim canım test sonuçları elimde. Eminim bundan.

(uzun bir sessizlik)

—Canım şaka yapıyorsun değil mi? Biliyor musun az daha inanacaktım.

—Hayır, şaka değil Mehmet. Biliyorum ben de şu anda inanamıyorum. Ama şaka değil bu.

—Ercan’la birlikte ayarladınız değil mi bu şakayı? Ona yaptığım şakayı daha unutamamış demek. Ercan’ a selamımı söyle. Ama böyle küçük numaralarla öcünü alamaz benden.

—Mehmet kendine gel, şaka değil bu.

—Rolünü daha inandırıcı oynamalısın Gamze.

—Neden anlamıyorsun? Ne şakası? Sana hamile olduğumu söylüyorum sen neden bahsediyorsun.  Ben hastanenin kantininde bekliyorum. Hemen gel. 

        Telefon hızlıca kapandı. Mehmet ‘in aklı epeyi karışmıştı.  Heyecandan titreyen ellerine hâkim olmaya çalışıyordu. Çaresizce oturdu odanın köşesindeki eski koltuğa. Kafasını iki elinin arasına koydu. Düşünceleri birbirine karışıyordu.

               Ya doğruysa? Ne yani benim bir çocuğum mu olacak?  Ben ve baba olmak.  Yuh yani seneye doktor çıkacam bir de. Hayallarime ne olacak şimdi? Yüksek lisans yapma planlarım?  Bir çocuk, bir sürü sorumluluk. Off düşünemiyorum.

             Hep bahsederdim Gamze'ye bir gün bir çocuğumuz olduğunu; onu ellerimde büyüttüğümü, bana muhtaç bakışlarını, geceleri uykularımızdan onun ağlayan sesiyle uyandığımızı, mama yedirişimi.

       Evet bunların hepsini istiyorum ama bu kadar çabuk mu? Hem büyük bir sorumluluk bu, nasıl kalkacaz altından? Evli olmayı bırak ailelerimizin bile haberi yok birbirimizden.

         Daha dün başvurumu yaptım Stanford Üniversitesi'ne. Ya kabul edilirsem o zaman hayallerime ne olacak. Çocuğum daha sonra da olur ama bu fırsat bir kez geçer insanın eline. Hem sonra o kadar genciz ki... Anne baba olacak kadar hayat deneyimimiz yok.

 Mehmet'in annesi kötü bir şeyler olduğunu sezmişti. Babasının ölümünden sonra oğlu onun her şeyi olmuştu. Bu nedenle olsa gerek Mehmet, annesinin yanından başka bir yerde okumayı düşünmemişti bile. Usulca sokuldu oğlunun yanına. Saçlarını okşayarak onu üzenin ne olduğunu sordu. Duyduklarına o da çok şaşırmıştı.Önce ellerini çekti oğlunun üzerinden. Sonra şaşkınlığını üstünden atmaya çalışırcasına söylenmeye başladı.

 -Nasıl olur bu? Sen daha çok gençsin. Baba olmak için çok erken. Eminim kız seninle evlenmek için yapmıştır bu çocuğu. Evet, kesin böyle olmuştur. Nasıl olsa seneye doktor çıkacağını da biliyor.

 Mehmet sinirle kalktı koltuğundan.

-Anne saçmalıyorsun. Hem o da benim gibi başarılı bir tıp öğrencisi. Bilmeden konuşma.

Ne diyeceğini bilemedi yüzü kırışmaya başlamış anne. Ama içi ferahlamıştı. Demek kız da doktordu. Aslında hiç de fena olmazdı. Mezun olur olmaz hayatını bir düzene sokardı oğlu. Hem ne de olsa iki doktor maaşı bir ev için oldukça uygun sayılırdı. Sonra, o da istemiyor muydu bir torunu olmasını. Hemencecik sarıldı oğluna ve gülümseyerek;

-Kusura bakma oğlum ne diyeceğimi şaşırdım birdenbire. Ama sen böyle aniden söyleyince... ne karar verirsen ver arkandayım oğlum.

 Mehmet küçüklüğünden beri bir sorunu olduğunda anneannesine danışırdı. Beyazlamış saçları,ellerinde hiç bitmeyen örgüsüyle her gün gülümseyerek hayata gözlerini açan bu yaşlı kadın da çok severdi torununu. Olanlara o da kulak misafiri olmuş ve Mehmet' i gözlemlemeye başlamıştı.

Tonton gülümsemesiyle Mehmet'in yanına geldi. Kızına dışarı çık dercesine bir bakış attı. Kızı dışarı çıktıktan sonra uzun uzun okşadı Mehmet'in saçlarını. Mehmet çaresizliğe bulanmış bakışlarıyla soruyordu yaşlı kadına: Ne yapmalıyım anneanne? 

  - Biliyorum kafan çok karışık. Daha önce, bir karar vermen gerektiğinde ne derdim ben sana?

  - 'Yüreğine sor' derdin annenane. Ve hep öyle yapardım, hep haklı çıkardın sen.

  - İşte bu sefer yüreğine sorma evlat. Çünkü bu sadece senin sorunun değil. Bu, sevdiğin o kızın da sorunu.  Tek başına bir cevap bulup, o güzel kıza kendi yanıtını dayatmaya kalkma! Bu sorunu ikiniz beraber çözmelisiniz, ikiniz beraber dinlemelisiniz yüreğinizi. Hadi kalk üstünü giyin. Kimbilir şimdi o kız da ne kadar endişelidir?

  -Haklısın anneanne ama bir sorum var. Sence ben hazır mıyım baba olmaya? 

  -Bunun cevabını hiç bir zaman söyleyemem evlat. Baba olmak  yaşla alakalı değil ki. Ancak bir baba olduğunda, senin çocuğuna olan davranışlarını gözleyerek söyleyebilirim yanıtı. Sen gözlüyor musun bakalım beni? Sence, ben anne olabilmiş miyim?


Görüntüleme sayısı: 378 | Yazdır | E-Posta

Yorumlar (1)
RSS yorumları
1. 20-03-2008 12:40
öyküdeki sadelik
sevgili Berkant, öykünün sadeliğine hayran kaldım. Çok fazla yazını okumadım ama şimdiye kadar okuduğum yazılarında,hep bu sadelik içinde çok önemli şeylerden söz etmen beni etkiledi.Sadeliği niyeyse çok önemli buluyorum. Edinilmesi de, korumnası da zor bir şey olduğu için olabilir.... ve sen bunu yapabiliyorsun belli ki.Ne güzel, ne umut verici Sevgiyle... Sevgiyle...
Misafir
Bu e-posta adresi spam korumalıdır. Lütfen JavaScriptleri etkinleştirin.

Yorum yaz
İsim:
E-posta:
Başlık:
Yorum:

Ek yorumlar konusunda bana e-posta aracılığı ile ulaşılmasını istiyorum.
Basit işlemi yapmanız gerekiyor: 1 + 1 =

powered by AkoComment Tweaked

 
< Önceki   Sonraki >