| Kayıp Söz |
|
|
| Derya Cebecioğlu | ||||
|
“Zarok kuştin!” çığlığı ile düştü adam Doğu’nun yollarına, sözün yollarına. Ama “kendinden usanmış, boğazına kadar doymuş ama mutlulukta sınıfta kalmış, huzuru mistisizmde, çöllerde, dağ başlarında, Budist mabetlerinde, Hindu tapınaklarında arayan Batı’nın istediği Doğu’yu değil. Arz talep yasasına göre işleyen edebiyat piyasasının istediği yapay kurguları, insansız hikayeleri, servet küpleri üzerinde oturan tuzu kuru, kanıksamış Batılı zenginlerin her şeyi artlarında bırakıp mutluluğu yoksul topraklarda bulma masallarını değil, insanın gerçek hikayesini yazmalı”ydı.(s.38) “Ötekileştirdiklerimizin ötekisi olmak”tan (s.39) kaçınmalıydı. - Neden, kimden kaçıyordunuz oğul? diye sordu adam. “Oğul” sadece kendi oğluna seslendiği bir hitap şekliydi. Cevap zor, cevap zul, cevap bela… - Ölümden. Askerden, jandarmadan, örgütten, devletten, töreden… Ne bilirsen bizim oralarda, hepisinden. - Sizin oralar nereler? - Yanmış yıkılmış köylerdir, pusulu mezralardır, mayındır, faili meçhuldur, töredir, daglardır, hele daglardır. Hepisi de ölümdür. (s.51) “Kayıp Söz” Oya Baydar’ın kaçıncı romanı bilmiyorum. Bildiğim, yine yüreğimi avucunun içine aldığıdır. Bildiğim, bir insanın bir insana ulaştığıdır. Zaten “insan insana ulaşır. Ellerimiz, kollarımız neye yarar yardım için birbirine ulaşmadıkça.” (s.223) “Bir başkasının acısını bir kez olsun kendi yüreğinde, kendi acın gibi duyabilmişsen, kendini o acıdan sorumlu hissetmişsen, ancak o zaman acı neymiş anlarsın. Ve bir daha yanından geçip gidemezsin acının.” (s.119) Çelişkileri anlatır kitap. Sancıları… “Kanı kanla yuğmazlar.” der biri. “Ateş düştüğü yeri yakar” der diğeri. Ve şiddet nedir sorusunda söz biter. Çünkü “bir ceylanı vurmakla başlayabilir şiddet. Sonra sınırını koyamazsın. Ve ceylan ölürken, geriye gözlerindeki şaşkın keder kalır.” (s.298) Sahi şiddet nerde başlar? “Laboratuvarda deney hayvanlarını keserken mi, savaşta ölür öldürürken mi? Çocuğuna kendi değerlerini dayatırken mi, insanın acısının fotoğrafını çekerken mi? Töreyi uygularken mi, sevişirken mi, yoksa yabancıyı ötekileştirirken mi?” (arka kapak) Sorularınıza cevap vermeyecek Oya Baydar. Sorularınıza sorular ekleyecek. Ta ki siz söyleyecek sözü bulana dek… “Bir söz arıyordum, bir ses duydum. Bir çığlığın peşine takılıp uzaklara gittim. Duyduğum sesin, şiddetten doğan acının sesi olduğunu bilmiyordum, öğrendim. O sesi izledim, sözü buldum. Söyleyecek bir sözüm var artık.” (s.352) Bu kitabı okuyun. Çünkü insan insana ulaşmalıdır. KAYIP SÖZ Oya Baydar Can Yayınları 352 s Görüntüleme sayısı: 430 | Yazdır | E-Posta
1. 07-04-2008 15:32 kayıp söz paylaşımınızdan dolayı teşekkür ederim.böyle bir kitabı tanıttığınız için de ayrıca teşekkür etmek istiyorum... Misafir 2. 26-04-2008 20:27 kayıp ben'ler Kendimizi gözden yitirmişken, onlarca katmanın arasında arayıp da kaybolmuşluğun sancılarını çe kiyorken bu Oya Hanım da bizden amma da zor şeyler istiyor. Birbirimize giden yolu açmamız için öğrendiğimiz ne varsa unu- tup, bu şehirleri terk eyleyip ' 'kayıp söz' kitabını okuyalım bari Misafir Yorum yaz powered by AkoComment Tweaked |
||||
| < Önceki | Sonraki > |
|---|




