www.ikiciftlaf.net
Keith Jarrett Paris Konseri Üzerine ikiçiftlaf Yazdır E-Posta
Gülçin Erim   

kjarrett2006.jpgBu müzik bu dünyaya ait değil. “Bence” kesinlikle değil. Onun içindir ki Keith Jarrett'ın Paris Konseri'nin albüm kaydı öyle gelişigüzel dinlenebilecek bir albüm olamaz. Hazırlanmalısınız bu müzikleri dinlemeye. Cenneti istiyorsanız eğer, ibadet eder gibi hazırlanmalısınız. Jarrett, müziği ile sizi bu dünyaya ait olmayan yerlere götürecek. Cesaretiniz var mı bu melodilerin peşine takılıp nereye gideceğinizi bilemediğiniz Jarrett'ın da hatta belki bilmediği bir yerlere gitmeye? O sezgilerine güveniyor. Siz de güvenebilecek misiniz sezgilerinize?

Piyanonun dahisi değil “O” yalnızca.  Müzikle kendini bırakabilmenin ve başka dünyalara korkusuzca, kendinden emin gidebilmenin ustasıdır. Ben Paris Konseri albümünü bir ayin gibi dinlerim. İbadet eder gibi dinler kulaklarım, kalbim,  bütün bedenim. Piyano koca bir uçan balondur Jarrett için tanıklarını beraberinde götürdüğü.  Bir enstrümanla böylesine bütünleşebilen bir sanatçı daha var mıdır bilemiyorum, dedirtir insana.  Sorular sordurur size cevapları olmayan ya da henüz veremediğiniz cevaplar bir yanıyla. 

Jarrett,  Paris'te o saatte piyanosunun başına oturmuş ve kendini bırakmıştır sezgilerine. Sadece sezgi mi? Belki teslim olmuştur yazgısına.  Tutkunun, merakın ve inancın aşkın olanını ister gerçekten. En azından bunu niyet eder. Doğaçlama, aşkın peşinden gitmek değil midir biraz da? Gerçekten istersin ve gidersin. Bu "kaderindir” artık.

jarrett.jpg Jarrett'ın parmakları piyanonun tuşlarıyla buluşmuş oradan evrenin seslerine doğru başlamıştır yolculuğuna. Ve kaydın ilk parçası olan “October 17, 1988” yaklaşık 39:23 dakika sürmüştür. Acaba o anda bir rüzgar bir yaprağı sallamış mıydı, yağmur yağıyor muydu mesela? Paris nasıl bir gecesini yaşıyordu? Konseri kaç kişi izliyordu, dünyanın başka yerlerinde neler oluyordu, sizler ne yapıyordunuz acaba, ben ne yapıyordum? Herkesin ve herşeyin sırtlandığı bu doğaçlama anında Jarrett neler yaşıyordu?

Jarrett'la yolculuğunuz bittiği andan itibaren bir rüyadan uyanmışcasına şaşkın, hayret uyandırıcı, başınıza gelenin ne olduğunu anlamaya çalışır ve gözlerinizi ovuşturur bulursunuz kendinizi. Bütün bu "an"lardan aklınızda kalansa evrenin sesleri ve onca güzellikle başetmeye çalışan Jarrett'in çıkardığı kendi sesi.

 

 Bu müzik bu dünyaya da aittir artık kesinlikle bu dünyaya da...

 




 


Görüntüleme sayısı: 533 | Yazdır | E-Posta

Yorumlar (2)
RSS yorumları
1. 16-04-2008 00:07
yolculuk
önerin üzerine takılıp gittim Jarrett'in peşine. şahaneydi. Haklısın, bu müzik, hem başka dünyalara ait , hem de bu dünyaya.
Misafir
Bu e-posta adresi spam korumalıdır. Lütfen JavaScriptleri etkinleştirin.
2. 19-04-2008 00:13
yolculuk
Sanat dediğin biraz da bu değil midir zaten. Yaşama ait olanı yine yaşama sunmak. Sanatçı buna gönüllü olandır diyebilir miyiz sizce?
Misafir
sedat

Yorum yaz
İsim:
E-posta:
Başlık:
Yorum:

Ek yorumlar konusunda bana e-posta aracılığı ile ulaşılmasını istiyorum.
Basit işlemi yapmanız gerekiyor: 2 + 4 =

powered by AkoComment Tweaked

 
< Önceki   Sonraki >