| O Gözleri Unutma |
|
|
| Derya Cebecioğlu | ||||
|
Birkaç laf ettiler mi acaba?. Edebildiler mi? Nasıl bakıyordu gözleri genç kadının? Ya adamın gözleri bakabiliyor muydu o gülen yüze? Merhaba, dedi mi ona? Nasılsın, dedi mi? Çocuklarından bahsetti mi? Cüzdanını çıkarıp içinde taşıdığı resimleri gösterdi mi? Ya genç kadın… İşte böyle, diye anlatabildi mi amacını? İnsanlara güvenmek gerek, diyebildi mi? Barışa inanıyorum, çünkü insan denen varlığın özü sevgidir, iyiliktir diyebildi mi? Sonra bilmediği tenhalara giderken araç, gözlerine korku sindi mi? Ben ineyim artık, diyebildi mi mesela? Ağladı mı, bağırdı mı? Üstüne çullanıp giysilerini parçalarken adam, onun yüzüne bakabildi mi? Çok canı yandı mı? Yoksa debelenip durmasına sinirlenen adam tecavüz etmeden önce mi sıkmıştı boğazını? Götürüp o iyi bildiği ormanlık alana atıverirken beyaz giysisi parçalanmış bedeni, gözlerine baktı mı? Ne vardı o gözlerde? Korku , hayal kırıklığı, öfke ya da sadece ince, derin bir keder mi? Onu, o ormana yarı gömerken, aklına çocukları geldi mi adamın? Biz o genç kadının çığlıklarını duymadık. Erişemedik yardım çağrılarına. Çaresizliğini , korkusunu sarıp sarmalayamadık. Ama borcumuzdu gözlerini unutmamak. Borcumuzdur o gözlerde yer alan dehşeti yeniden umudun yeşiline dönüştürmek. Artık, insandan yana söyleyecek lafı olan herkes aklının bir köşesinde o gözleri saklamalıdır. O gözleri unutmayın.
Görüntüleme sayısı: 911 | Yazdır | E-Posta
1. 15-04-2008 17:06 İnsanın özü sevgi ve iyiliktir gerçektende onun için yola çıkmıştı Bacca. buna inanıyodu. onu yola çıkaran içindeki bu umuttu. Ama... Bazen bazı insanların özündeki iyilik ve sevgi kararmışsa yok olmuşsa kör olmuşsa, unutmuşsa... Unutmamak bir erdemdir o gözleri. Bunu yapacak insanların varlığına inanmak istiyorum ve dua ediyorum ben. Misafir Yorum yaz powered by AkoComment Tweaked |
||||
| < Önceki | Sonraki > |
|---|



Barış için yola çıkan iki sanatçıydı onlar. Beyaz gelinliklerini giyip, otostop yaparak dünyayı dolaşacaklardı. Böylece “insan”dan umudu kesmemek gerektiğini göstereceklerdi dünyaya. Mailler geliyordu dört bir yandan. Tanıdık tanımadık birileri misafir ediyordu bu iki beyaz giysili, beyaz yürekli genç kadını. Biri bir yönden biri başka bir yönden devam ediyorlardı yollarına. Başta iyi gidiyordu herşey. Epeyce yol almışlardı İtalya’dan Türkiye’ye. Sonra bir tanesinin yolu Gebze taraflarına düştü. Belki gene tüm yüzünü sıvayan o güzel gülümseme ile el etti gelen minibüse. Ve adam durdu.
