Deniz, Ateş Ve senfoni II
Emine Başa   

Khimaira/Yanartaş
chimera.jpg
Ah, Khimaira! Sevgilimin sevgilisi. Hiç sönmeyen ateş... Nasıl da yakışıyorsun geceye, dağlara ve bana...

Al işte, kibir diz boyu!
Seni görmeden önce böyle büyük değildim! Büyüklenmiyordum bu kadar. Büyülendim! Bu büyüyü Olympos’taki tanrıların yaptığını, şaşkınca ateş öbeklerine bakan biz zavallıları dağların doruklarından gülerek, alaycı bir fısıldayışla, birbirlerine bizi gösterek seyrettiklerini biliyorum.

Böyle bir büyülenmeye büyü-yorum, düş(lü)yorum. Oysa, Khimaira'yı da doğurdu
Ekhidna, söndürülmez ateşi üfleyen Khimaira'yı, korkunç ve büyük, hızlı ve güçlü, bir yerine, üç kafalı Khimaira'yı: Biri azgın bakışlı aslan kafası, öteki keçi, öteki yılan, ejderha kafası. Pegasos hakkından geldi bu Khimaira'nın, koca yiğit Bellerophontes'le birlikte. (*)

Düşümün içine ejderhanın sonsuz öfkesini değil, ölümün o usulcacık okşayışını alıyorum ve tanrılara gözkırpıyorum her defasında. Alacakaranlık ateşi bu kadar
yumuşak olmasa belki de Khimaira'nın ölmemiş öfkesini görebileceğim! Evet, alacakaranlıkta kavuşuyorum düşüme hep ve hep...

Lykia'nın tersine burada erotizm gecede değil, alacakaranlıktadır. Hiç bir neden olmadığı halde utangaçtır alacakaranlık ateşi. Bilmez oyunları. Öylece, başı önünde bekler. Yalnızca kendi iç sesi ve iç ritmiyle fısıldar: "Keşfet
beni, keşfet beni!"

Erotizmi, sadece kadının kalçası ve memesine indirgeyenlerin, erotizmin bu boyutunu hiç bilmediklerini, alacakaranlık kuşağında inleyen bu manzarayı görünce her defasında daha iyi anlıyorum.  Erotizm bir çağrıdır burada. Öyle yüzü kırmızı bir çağrıdır ki bu elinizde değildir dokunmamak. Fısıldayışının ayrı ayrı renklerdeki her bir tınısına yanıt vermek için insanın içinde dayanılmaz bir istek uyanır. Yandığınızı bile farketmeden uzatırsınız ellerinizi. Cinsiyeti yok eden bu dayanılmaz isteğin, bu gizemin, bu bilinemezin yolaçtığı o yoğun hazdadır burada erotizm.

Dokunursunuz, soyarsınız, keşfedersiniz usul usul ve yanıt verirsiniz alacakaranlık ateşinin nefesine elinizde olmadan. Bu andan başlayarak edilgenliğini kaybeder ve döllenir ateş. Bu andan başlayarak ritmi düşer soluklarının, çözülür dili ve büyür gözbebekleri. O çok kısa zaman diliminde alacakaranlık birden geceye döner ve ateş gece ateşi olur öbek öbek.

İşte onun orgazmı da budur! Ve siz kalırsınız öylece; ayaklanmış bütün duygularınız, bütün sönmemiş hazlarınızla ortada! Aldırmaz! Ama kıyamaz da size. Tamamlamanız için kendinizi hemen başka bir doygunluk noktası sunar. İnsanın üzerini bir battaniye gibi örten yıldızlar bir yandan, sessizliğin sesinden bestelenmiş balad öte yandan, havaya saldığı orgazm kokusu diğer yandan, yalnızlık duygunuzu bir anda dağıtırlar. Sarıp sarmalarlar tamamlanmamışlığınızı ve erotizm saklanır uzaklara bir dahaki alacakaranlığa kadar. Artık bu andan sonra aşkın başka bir boyutuna geçersiniz. Bu andan sonra ölüm yeniden şarkısını söylemeye başlar.

Ama ölemiyorum ölemiyorum böyle durmadan ölürken!

Evet, içimde deniz var benim, okyanus olan zaman zaman... Dibi kırmızı, uçları sarı, atlasan yanacakmışsın hissini uyandıran, ama atlasan yanmayı unutturan...

Deniz, alacakaranlık ateşini, sonra gece ateşini söndürmeye yeter mi? Yetmez! Yetmesin! Deniz olduğu yerde kalsın!

Evet, içimde ateş var benim, yangın olan zaman zaman... Derin, mavi, yaklaşsan yanmayacakmışsın hissini uyandıran, ama yaklaşsan soğumayı unutturan...

Ateş, denizi söndürmeye yeter mi? Yetmez! Yetmesin! Ateş olduğu yerde
kalsın!

Ben olduğum yerde kalayım!

Kalmayayım!

Sen Khimaira, sevgilimin sevgilisi, onurlu ateş!  Şimdinin yangın yerinde çocukların gözleri kavruluyor, yapay ateşlerde alınıyor canları... Sen gel benim çağrıma uy ve öfkenle denizi değil topu-tüfeği söndür. Ya da beni püskürt!

www.eylulguz.blogcu.com

 


Görüntüleme sayısı: 413 | Yazdır | E-Posta

RSS yorumları

Yorum yaz
İsim:
E-posta:
Başlık:
Yorum:

Ek yorumlar konusunda bana e-posta aracılığı ile ulaşılmasını istiyorum.
Basit işlemi yapmanız gerekiyor: 0 + 2 =

powered by AkoComment Tweaked