| Kağıttan Hayaller |
| Berkant Örkün | ||||
|
- Sen bekle burada. - Oğlum işe gitmeliyim. Bak geç kalacam. - Tamam, biraz bekle, diyerek eve girdi. Elinde kocaman leğenle dışarı çıktı. Babası onun bu halini görür görmez gülümsemiş, “Yine mi?” demişti. Yorgunluğu her halinden belli olan adam Mehmet’ten aldığı büyük kâğıtla gemiyi yapmaya başladı. Bu arada Mehmet de sürekli eve girip çıkıyor, annesinin çamaşır yıkamak için kullandığı, mavi, büyük leğene su taşıyordu. Babası gemiyi bitirmiş, Mehmet de suyu doldurmuştu. Sevinçle babasının elinden kaptı gemiyi. Leğenin içine koyarak yüzdürmeye başladı. Bununla da bitmedi. Üç kibrit çöpü istedi babasından. Üçünü de gemiye dik şekilde yerleştirdi özenle. Bu üç kibrit çöpü; babası, annesi ve kendisiydi. Bir gün babasının yaptığı o gerçek gemilerin birine binecekler ve upuzun bir deniz yolculuğuna çıkacaklardı. Bu onun en büyük hayaliydi. Babasının elinden tutarak anlatmaya başladı yine hayallerini.
“ Denizde yolculuk edecekler. Balık tutup yiyecekler. Hiç görmedikleri yerleri keşfedecekler. Ama en önemlisi; annesi temizlik için başka evlere gitmeyecek, babası da büyük gemileri yaptığı o işyerinden ayrılacak. Hep Mehmet’in yanında olacaklar, onunla birlikte oyunlar oynayacaklar.” Babası, onu dinlerken bir sigara yakmış derin derin çekiyordu içine. Çocuğun hayalleri onun yüreğindeki umutlara da su serpmiş ve içinden “belki bir gün” diyerek heyecanla dinlemişti. Onu, kendini bildi bileli çalıştığı işine götürecek olan servisin kornasını duyar duymaz, oğlunun başını okşayıp kapıya yöneldi hızla. O korna asla ikinci kez çalmazdı. Kendi gibi gelecekten umutsuz işçilerle beraber, her gün geçtiği yolları seyrederek ulaştı tersaneye. Mehmet ise babasının bıraktığı yerde oynadı saatlerce. Annesinin öğle yemeğine çağırmasına kadar gemisini yüzdürdü. Öğle yemeğinden sonra uykuya daldı. Rüyasında babasının yaptığı büyük gemileri gördü. O kadar büyüktüler ki… Sonra o büyük gemilerle gittiği denizlerdeki kocaman balıkları gördü. Ama gemileri kadar da büyük değillerdi. Korkmuyordu bu yüzden koca balıklardan. Deniz masmaviydi. Berrak ve tertemiz. Akşama doğru babasıyla birlikte balık tutuyorlardı. Sonra annesi onları kızartıyor, kılçıklarını ayıklayıp Mehmet’e yediriyordu. O kadar çok seviyordu ki bu balıkların tadını. Ne balıkların tadı, ne de anne ve babasının yanında olmasından kaynaklanan huzur hiç bitmesin istiyordu. Bir çığlık sesiyle uyandı Mehmet. Annesi dizlerinin üstüne çökmüş hıçkırarak ağlıyordu sokak kapısının önünde. Ağlayan kadın oğlunu karşısında görünce daha da yüksek sesle bağırmaya başlamıştı. Kendini kaybetmiş, tüm hıncıyla saçlarını çekiştiriyordu. “ Baban Mehmet, baban ölmüş.” Tek duyduğu cümle buydu Mehmet’in. Sonradan duyduklarına göre o gün bir gemiyi tamir ederken babasının üstüne koca saclardan birisi düşmüş ve hastaneye kaldırılırken yolda ölmüştü. Mehmet’in annesi kendine gelir gibi olmuş ve komşuların yardımıyla hemen hastaneye gitmişti. Evde bir başına kalan Mehmet ise tüm olanlara bir anlam vermeye çalışıyor ama işin içinden çıkamıyordu. Bahçedeki leğenin yanına geldi. Babasının sabah yaptığı gemi hâlâ yüzüyordu suyun üstünde. “Baban Mehmet, baban ölmüş.” çığlıkları yankılanıyordu kulaklarında. Önce küçücük elleriyle suda yüzen gemiyi parçaladı. Sonra babasının bir daha gelmeyeceğini düşünerek hıçkırarak ağlamaya başladı. Kahverengi gözlerinden leğendeki suya dökülüyordu gözyaşları. Suyun üstündeki üç kibrit çöpünün biri, nasıl olduysa, dibe doğru batıyordu. Yaşlı gözleri kibritte olan Mehmet ise bağırıyordu: “Nedennnnnnnn?” Görüntüleme sayısı: 374 | Yazdır | E-Posta
1. 08-06-2008 00:06 Tuzla tersane işçieri Sevgili Berkant, Bize tersane işçilerinin dramını hatırlattığın için çok teşekkürler. Tüm Mehmet'ler ve onların "canı babaları" nı saygı ve sevgiyle anıyor, yaşanan trajedinin bir an önce bitmesini diliyoruz. Misafir 2. 10-06-2008 00:20 Neden Sevgili Berkant, "Neden"i öykünün içine yerleştirebilseydin biz daha çok severek okuyabilecektik. Sahi, neden? Bir gün İstanbul'a yada İzmit'e gittiğinde tersaneleri gezmeni, orada çalışan insanları izlemeni ve gelecek öykülerinde bu nedeni bize açıklamanı diliyorum. Kısa, öz yazmışsın, ama bazen yürekleri buran noktalar detaylardadır. Sen bir filozofsun, biraz da felsefeni bekliyoruz. sevgiler. Konuk Misafir Yorum yaz powered by AkoComment Tweaked |
||||